Erol Onderoglu
erolonderoglu.bsky.social
Erol Onderoglu
@erolonderoglu.bsky.social
Gazeteci - Journalist, RT's aren't endorsements. Views are my own.
Reposted by Erol Onderoglu
RSF temsilcisi Erol Önderoğlu: “Casusluk gibi akla mantığa sığmayacak saçma bir suçlamadan 100 günü mahpus geçiren gazeteci Merdan Yanardağ’ın derhal salıverilmesini RSF olarak talep ediyor, hukukun araçsallaştırılmasında varılan bu endişe verici süreçten dönülmesini istiyoruz.” #MerdanYanardağ
February 2, 2026 at 8:48 AM
Reposted by Erol Onderoglu
Chicago polisine 'ICE' talimatı: Tüm faaliyetleri kayıt altına alınacak
gazeteoksijen.com/dunya/chicag...
Chicago polisine 'ICE' talimatı: Tüm faaliyetleri kayıt altına alınacak
Gazete Oksijen
gazeteoksijen.com
February 1, 2026 at 4:43 PM
Reposted by Erol Onderoglu
İran'da protestolarda hayatını kaybedenlerin isim listesi yayımlandı
gazeteoksijen.com/dunya/iranda...
İran'da protestolarda hayatını kaybedenlerin isim listesi yayımlandı
Gazete Oksijen
gazeteoksijen.com
February 1, 2026 at 4:12 PM
Reposted by Erol Onderoglu
Diyarbakır'da Rojava ile dayanışma yürüyüşüne binlerce kişi katıldı
February 1, 2026 at 3:50 PM
Reposted by Erol Onderoglu
İsrail'den "Sınır Tanımayan Doktorlar"ın Gazze'deki faaliyetini durdurma kararı https://www.evrensel...
www.evrensel.net
February 1, 2026 at 4:48 PM
Reposted by Erol Onderoglu
Ayhan Bora Kaplan'ın sağ kolu Serdar Sertçelik tutuklandı
www.birgun.net/haber/ayhan-...
Ayhan Bora Kaplan'ın sağ kolu Serdar Sertçelik tutuklandı
Ayhan Bora Kaplan organize suç örgütünün iki numaralı ismi olarak bilinen Serdar Sertçelik Ankara 8. Sulh Ceza Hakimliği'nce tutuklandı.
www.birgun.net
January 31, 2026 at 10:46 PM
Reposted by Erol Onderoglu
Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), yayılmadığı faaliyet raporunda, 2025’te dünyada 76 ülkeden (Afganistan, Ukrayna, Sudan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti vs) 749 gazeteciye acil destekte bulunulduğunu (2024’e oranla %30 artış) ve 140 ülkeye dair 700 yazı ve haber yayımlandığını duyurdu.👇(İNG)
In 2025, nearly 750 journalists from 76 countries received RSF aid as conflict and authoritarianism fuelled growing emergency needs
The criminalisation of journalism is increasing worldwide — notably in Russia, Afghanistan and Iran — and violent conflicts are escalating from Gaza to Sudan to the Democratic Republic of Congo (DRC)....
rsf.org
January 31, 2026 at 1:57 PM
Reposted by Erol Onderoglu
İsrail ordusunun, sabah saatlerinden itibaren Gazze Şeridi'nin çeşitli bölgelerine düzenlediği saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 29'a yükseldi https://www.evrensel...
İsrail’in saldırıları sürüyor: Gazze'de saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı 29'a yükseldi
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+) Gazze'deki hükümete bağlı Medya Ofisi'nden yapılan yazılı açıklamada, İsrail'in sabahtan bu yana düzenlediği saldırlara ilişkin bilgi verildi. Açıklamada İsrail'in ateşkese rağmen Gazze Şeridi’ne düzenlediği saldırılarda sabah saatlerinden bu yana yaşamını yitirenlerin sayısının 29’a yükseldiği belirtildi. İsrail ordusu, güneydeki Han Yunus kentinde yer alan Esda bölgesindeki yerinden edilmiş sivillerin kaldığı çadırı insansız hava aracı (İHA) ile hedef aldı. Nasır Hastanesi’ndeki sağlık görevlileri, saldırıda aynı aileden 7 kişinin hayatını kaybettiğini, 6 kişinin yaralandığını aktardı. Gazze kentinin batısındaki Rimal Mahallesi’nde bir apartman dairesini hedef alan İsrail savaş uçaklarının saldırısında ise üçü çocuk, ikisi kadın 5 kişi yaşamını yitirdi, çok sayıda kişi yaralandı. Bölgedeki sağlık kaynakları, Gazze Şeridi'nin kuzeyindeki Cibaliya beldesinde İsrail ordusu tarafından açılan ateş sonucu bir kişinin hayatını kaybettiğini belirtti. Polis merkezi bombalandı Açıklamaya göre ayrıca İsrail, Han Yunus ve Gazze'nin kuzeyindeki saldırıların ardından Şeyh Rıdvan Mahallesi'nde polis merkezini hedef aldı. Merkeze düzenlenen saldırıda ilk belirlemelere göre,13 kişi hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı. İsrail ordusunun ayrıca, Gazze kentinin batısındaki Nasır Mahallesi’nde bir eve düzenlediği İHA saldırısında ilk belirlemelere göre 3 Filistinli hayatını kaybetti. Bu saldırıyla sabah saatlerinden itibaren yaşamını yitirenlerin sayısı 29’a yükseldi. İsrail ordusu, "Hamas'ın ateşkesi ihlal ettiği" iddiasıyla saldırılarını savundu Öte yandan İsrail ordusu, 29 kişinin öldürüldüğü saldırılara ilişkin yazılı açıklama yaptı. "Hamas'ın ateşkesi ihlal ettiği" ettiği iddia edilen açıklamada, Hamas ve İslami Cihat mensuplarını hedef alındığı ileri sürüldü. Açıklamada, dün Refah kentinde tünellerden çıktığı öne sürülen 8 Filistinlinin hedef alındığı, 3’ünün öldürüldüğü ve Hamas komutanı olduğu iddia edilen birinin de yakalandığı iddia edildi. (AA)
www.evrensel.net
January 31, 2026 at 1:56 PM
Reposted by Erol Onderoglu
Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Dağbek Köyü mevkisinde Hel Yaylası’nda yapılması planlanan Krom Çinko Ocağı Projesi iptal edildi https://www.evrensel...
Hel Yaylası’nda maden projesi iptal edildi
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+) Dersim’in Pülümür ilçesine bağlı Dağbek Köyü mevkisinde bulunan ve Türkiye’de nadir görülen Şamua türü dağ keçilerine ev sahipliği yapan Hel Yaylası’nda yapılması planlanan "Krom Çinko Ocağı Projesi" iptal edildi Yaklaşık 3 bin metre rakıma sahip olan Pülümür İlçesindeki Hel Yaylası, aynı zamanda bölgenin en önemli küçükbaş hayvancılık merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Göçer sürü sahiplerinin her yıl kullandığı yayla, hayvancılık açısından yüksek verimliliğe sahip olmasıyla biliniyor. Çok sayıda krater gölüne ev sahipliği yapan Hel Yaylası, doğa yürüyüşçüleri ve doğa fotoğrafçıları için de önemli bir rota niteliği taşıyor. "Hayvancılık açısından büyük potansiyele sahip" Tunceli Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Müdürlüğü tarafından alınan iptal kararının gerekçesi, bölgenin hayvancılık açısından taşıdığı stratejik önem oldu. Müdürlük tarafından hazırlanan teknik raporda, maden projesinin uygulanmasının mera yapısına zarar vereceği vurgulandı. Raporda, şu ifadelere yer verildi: "Tunceli ili Dağbek Köyü Hel Dağı mevkiinde bulunan ruhsat sahasının her yıl göçer sürü sahiplerine kiraya verildiği, kiraya verilen alanların kaba yem ihtiyacını büyük ölçüde karşıladığı, bu nedenle hayvancılık açısından büyük potansiyele sahip olduğu ve iyi mera sınıfına girdiği tespit edilmiştir. Yapılan teknik ekip değerlendirmesi doğrultusunda proje hakkında red kararı verilmiştir." Alınan kararla birlikte, Hel Yaylası’nın doğal yapısı, biyolojik çeşitliliği ve hayvancılık faaliyetleri maden tehdidinden korunmuş oldu. "Bölgedeki tüm maden projeleri iptal edilmelidir" Dersim Kültür ve Doğa Derneği Başkanı Ümit Karabulut ise şunları söyledi: "Pülümür Dağbek köyünde planlanan maden projesinin iptali olumlu bir gelişme. Dersim bölgesi vaşak, çengel boynuzlu şamua gibi hayvanların yaşam alanı. Bu coğrafyanın maden projesinden kurtarılması son derece olumlu bir gelişme. Fakat bu yörede 30’un üzerinde proje var ve bunların en tehlikelileri altın madeni projeleri. İptal kararlarının diğer maden sahalarını da kapsaması yönündeki talebin, yetkililer tarafından dikkate alınmasını istiyoruz. Dersim’in kültürel, doğal ve ekolojik mirasının korunması için bu tip adımların gerekli ve zorunlu olduğunu düşünüyoruz. Dersim’in tabiatı korunmalıdır. Dersim’in kültürü korunmalıdır. Dersim’in suları korunmalıdır. Dersim’in bütünüyle bir doğal koruma alanı ilan edilmesi gerekiyor. Çünkü Dersim, Fırat Havzası’nın başlangıç noktalarından biri. Munzur Dağları, bölge ekosisteminin çok önemli bir noktasında duruyor. Buradaki suların kirlenmesi, doğal bitki örtüsünün yok olması ve toprağın kirlenmesi, uzun vadede çevrede büyük sorunlar yaratacaktır. Bu noktada, kararı alan iradenin gerçek bir çevreci yaklaşımla ve halkın iradesini de dikkate alarak, yapımı planlanan ve halkın istemediği bütün projeleri iptal etmelidir." (ANKA)
www.evrensel.net
January 31, 2026 at 1:35 PM
Reposted by Erol Onderoglu
Amerikalı gazeteciyi federal ajanlar gözaltına aldı

www.gazetepencere.com/dis-haber/am...
Amerikalı gazeteciyi federal ajanlar gözaltına aldı
Amerikalı gazeteci ve eski CNN spikeri Don Lemon, dün gece federal ajanlar tarafından gözaltına alındı.
www.gazetepencere.com
January 30, 2026 at 3:32 PM
Reposted by Erol Onderoglu
🟡 Şam ve SDG arasında yeni mutabakat: Anlaşmanın tam metni...

Mutabakata göre, askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlı şehir merkezlerine girecek.

kisadalga.net/haber/dunya/...
Şam ve SDG arasında yeni mutabakat: Anlaşmanın tam metni...
Mutabakata göre, askeri güçler temas hatlarından çekilecek ve Suriye İçişleri Bakanlığı'na bağlı güvenlik güçleri Haseke ile Kamışlı şehir merkezlerine girecek.
kisadalga.net
January 30, 2026 at 8:52 AM
Reposted by Erol Onderoglu
Reposted by Erol Onderoglu
Iğdır’da öldürülen Esra Ertekin davasında karar çıktı: Katil erkeğe ağırlaştırılmış müebbet
www.birgun.net/haber/igdird...
Iğdır’da öldürülen Esra Ertekin davasında karar çıktı: Katil erkeğe ağırlaştırılmış müebbet
Iğdır’da Esra Ertekin'i 38 bıçak darbesiyle katleden evli olduğu erkek uzman çavuş Ferdi Bağcı, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı.
www.birgun.net
January 27, 2026 at 7:51 PM
Reposted by Erol Onderoglu
COP31 vitrin, madenler gerçek Antalya’nın doğası mermer ocaklarının kuşatması altında Özer Akdemir'in haberi https://www.evrensel...
Antalya’nın doğası mermer ocaklarının kuşatması altında
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+) Özer Akdemir [email protected] Antalya — Önümüzdeki Kasım ayında Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 31. Taraflar Konferansı, (COP31)’e ev sahipliği yapmaya hazırlanan Antalya, bir yandan uluslararası alanda iklim mücadelesinin merkezi olarak sunulurken diğer yandan maden ocaklarının yarattığı ekolojik yıkımla karşı karşıya kalıyor. Polen Ekoloji Kolektifi tarafından hazırlanan veriler, kentin doğal varlıklarının mermer ve taş ocakları uğruna nasıl feda edildiğini çarpıcı rakamlarla ortaya koyuyor. Özellikle mermer ihracatında yaşanan artış ve özel şirketlerin bu alandaki hakimiyeti, kentin ormanlarını, tarım alanlarını ve su kaynaklarını geri dönülmez bir tahribatın eşiğine getiriyor. Korunan alanlar ve yaban hayatı maden tehdidiyle karşı karşıya. Antalya genelinde mermer ocaklarının yarattığı tahribat, haritalar üzerinden incelendiğinde kentin adeta delik deşik edildiği görülüyor. Sözde koruma altında olan Alacadağ Milli Parkı, Çığlıkara Tabiat Parkı ve Sarıkaya Milli Parkı gibi bölgeler, maden ruhsat sahalarıyla kuşatılmış durumda. Özellikle Demre ve Elmalı ilçelerinde yoğunlaşan bu sahalar, sadece orman bütünlüğünü bozmakla kalmıyor, aynı zamanda köyleri ve tarım arazilerini maden tozları ile havaya karışan kimyasalların tehdidi altına sokuyor. Birbirine bitişik ormanlık alanların hızla maden ocaklarına dönüşmesi, ekosistemin parçalanmasına neden oluyor. İhalelerle parsellenen bir kent Polen Ekoloji Kolektifi’nin Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü (MAPEG) ile Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı verileri üzerinde yaptığı çalışma, maden sahalarının dağıtımındaki hızı gözler önüne serdi. 2023 yılı başından bu yana açılan ihalelerde Antalya’da 72 ayrı ruhsat sahası satışa çıkarılırken, bunların büyük bir kısmını mermer ve taş ocaklarından oluşan 2. grup madenler oluşturuyor. Daha dikkat çekici olanı ise Taşınmaz Komisyonu aracılığıyla 2022 yılından 2025 sonuna kadar en az 310 mermer ocağı ruhsat sahasının, henüz ÇED süreci dahi başlamadan şirketlerin talepleri doğrultusunda ihalesiz olarak devredilmesi oldu. 8000 futbol sahası orman alanı madenlere verildi! Kentte hali hazırda ÇED süreci devam eden 270 adet maden projesi bulunuyor. Bu projelerin yarısından fazlası için "ÇED gerekli değildir" veya "ÇED olumlu" kararı verilmiş durumda. Madenlere tahsis edilen toplam alanın yaklaşık 8 bin futbol sahası büyüklüğüne ulaşması, bölgedeki ekolojik kıyımın boyutlarını ortaya seriyor. Şirketler bazında bakıldığında ise Adalya Mermer, Hamman Madencilik, İmsa Mermer ve Enacoin İnşaat gibi isimlerin onlarca ruhsat sahasıyla listenin başında yer alması, madencilik faaliyetlerinin belirli sermaye grupları eliyle nasıl genişlediğini gösteriyor. COP31 ev sahipliği ve mermer ihracatı arasındaki çelişki. AKP hükümetinin COP31 toplantısını Antalya’da "turistik bir şov" şeklinde planlaması, iklim değişikliğine karşı alınması gereken önlemler ve karbon emisyonu azaltım planlarındaki yetersizlikler çevre-ekoloji örgütlerinin COP 31’i bir "yeşil boyama" (greenwashing) çalışması olarak eleştirisine neden oluyor. Türkiye’nin COP 31 toplantılarına ev sahipliği yönündeki ‘iştahının’ otoriter yönetimin uluslararası meşruiyet ve finansman arayışı ile bağlantılı olduğu görüşü bu kesim tarafından genel kabul gören bir anlayış haline gelmiş durumda. Uluslararası delegelerin yeşille çevrili otellerde iklimi kurtarma mesajları vereceği bir dönemde, aynı kentin ormanlarının mermer bloklar halinde ihraç edilmek üzere yok edilmesi ciddi bir çelişki aslında. Polen Ekoloji Kolektifi, çıkarılan mermerin önemli bir kısmının ABD gibi emperyalist güçlere ham madde olarak sunulmasına dikkat çekerek, bu durumu doğayı yok eden, emeği sömüren ve kamusal alanlara el koyan ekstraktivizm politikalarının bir sonucu olarak değerlendiriliyor. Doğa savunuculuğunun ağır bedeli: Büyüknohutçu cinayeti Antalya’nın doğasını mermer ocaklarına karşı koruma mücadelesi 9 Mayıs 2017’de Finike’deki evlerinde katledilen Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çifti cinayetleri ile önemli bir kaybı yaşadı. Bölgedeki sedir ormanlarını korumak için mermer ocaklarına karşı açtıkları davalarla tanınan çiftin öldürülmesi, Türkiye ekoloji mücadelesi tarihine kara bir leke olarak geçti. Cinayeti itiraf eden ve "azmettirici" olarak bir mermer ocağı sahibini işaret eden katil zanlısı Ali Yamuç’un cezaevinde şüpheli şekilde intihar etmesiyle, cinayetin arkasındaki asıl güçlere dair soru işaretleri hiçbir zaman giderilemedi. Çiftin çocukları ve doğa savunucularının yıllardır süren adalet arayışına rağmen, dosya "azmettiriciler" yönünden kapatıldı. Bugün Antalya’da her yeni maden ruhsatı, Büyüknohutçu çiftinin hayatlarını feda ettiği o sedir ormanları üzerindeki tehdidi biraz daha derinleştiriyor.
www.evrensel.net
January 27, 2026 at 12:41 PM
Reposted by Erol Onderoglu
Alevi örgütleri: Türkiye'de medya Alevi katliamlarını görmüyor Alevi örgütleri, hem Türkiye'de hem de Suriye'de Alevilere yönelik saldırıların ve hak ihlallerinin medyada görmezden gelindiğini… https://www.evrensel...
Alevi örgütleri: Türkiye'de medya Alevi katliamlarını görmüyor
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+) Alevi örgütleri, Suriye'de HTŞ'nin Alevilere, Kürtlere ve farklı inanç gruplarına yönelik saldırılarına dikkat çekerek, yaşananların Türkiye medyasında yeterince yer bulmamasının ciddi bir endişe kaynağı olduğunu vurguladı. Nefret söylemi ve saldırılarla ilgili yaklaşık 100 suç duyurusunda bulunmalarına rağmen herhangi bir adım atılmadığını da açıkladılar. Alevi Bektaşi Federasyonu, Türkiye Alevi Federasyonu, Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı, Alevi Kültür Dernekleri ve Pir Sultan Abdal Kültür Derneği, Alevi toplumunun güncel taleplerine ilişkin görüşlerini paylaşmak üzere Taksim Hill Otel'de bir basın toplantısı düzenledi. Soykırım görmezden geliniyor Toplantıda konuşan Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkanı Mustafa Aslan, Alevi kurumlarının yürüttüğü mücadelenin basında yeterince yer almamasının kaygı verici olduğunu söyledi. Aslan, "Suriye'de HTŞ çetelerinin uyguladığı katliamları hepimiz görüyoruz. Aleviler katlediliyor, topraklarından ediliyor. Kadınlar kaçırılıyor, tecavüze uğruyor. Bu bir soykırımdır ve biz bunu dünyaya anlatmaya çalıştık. Ancak Türkiye'de medya bu soykırımı görmedi" dedi. HTŞ'nin yalnızca Alevileri değil; Dürzileri, Hristiyanları, Kürtleri ve seküler kesimleri de hedef aldığını vurgulayan Aslan, "Bu katliamcı yapının bugün kravat takarak ülke temsilcisi gibi sunulması kabul edilemez" diye konuştu. Bu endişeleri Mecliste de dile getirdiklerini belirten Aslan, "AKP Grup Başkanı Leyla Şahin Usta, Alevilerin katledilmesini savunan bir açıklama yaptı. İnsani yardım koridorunun açılmasını ve bir gözlem heyetinin bölgeye gitmesini istedik ancak hâlâ bir yanıt alamadık. Buna karşın bu ülkenin Dışişleri Bakanı her gün selefi çetelerle görüşüyor" dedi. "Eşit yurttaşlık talebimizi bile terörize eden iktidarla karşı karşıyayız" Alevi kadınlarının kaçırılarak cariye olarak satıldığına dair haberleri kamuoyuna duyurduklarını ancak bunların medyada yer almadığını söyleyen Aslan, "Sınırda açıklama yaptık, medya görmedi. AKP iktidarının son bir yılda Alevilere yönelik açıklamalarında kin ve nefreti defalarca dile getirdiğini ifade ettik. Eşit yurttaşlık talebimizi bile terörize eden bir iktidarla karşı karşıyayız" diye konuştu. "Alevi Başkanlığının ne amaçla kurulduğunu da ortaya koyuyor" İktidarın son dönemde 'kardeşlik' söylemini öne çıkardığını ifade eden Aslan, sözlerini şöyle sürdürdü:"Alevi kardeşim, Kürt kardeşim deyip kardeşlerinin yaşadıklarını görmemek, bu söylemin ne kadar hamaset içerdiğini gösteriyor. Hacıbektaş'ta açılan cemevinde 'Bu binada Alevilere gerçek Aleviliği öğreteceğiz' denildi. Bunun kimsenin haddi olmadığını söylememize rağmen bu anlayış sürüyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının son yönetmeliğinde cemevleri kültür merkezi olarak tanımlanıyor. Bu durum, Alevi Başkanlığının ne amaçla kurulduğunu da ortaya koyuyor. Alevilerin adına kurulan bir başkanlığın, cemevlerini kültür merkezi olarak görmesi bir inkâr pratiğidir. Biz bu ülkenin vatandaşlarıyız ve ayrımcılığa uğramamamız gerektiğini hatırlatıyoruz. Bizi görmeyen medya kurumlarına karşı boykot da teşhir de dahil her türlü demokratik tutumun alınması gerektiğini ifade ediyorum." 100 suç duyurusu, 0 işlem Türkiye Alevi Federasyonu Başkanı Zeynel Abidin Koç ise IŞİD çetelerinin artık sınır komşusu hâline geldiğini belirterek, "Bunu görmek gerekiyor. Cumhuriyet Sünniliği de aslında yok ediliyor. Bugün Alevilerin 100'ü aşkın suç duyurusu var ancak bir tanesi bile işleme alınmış değil. Bir tane suçlu yok mu? Buna karşılık bize yönelik yapılan suç duyuruları derhal işleme konuluyor. Bu son derece rahatsız edici" dedi. Pir Sultan Abdal Kültür Derneği Genel Başkanı Cuma Erçe ise şunları söyledi: "Yandaş basının Suriye'deki çetelerin adeta bir subayı gibi hareket ettiğini görüyoruz. Bir kadının öldürülüp binadan atılmasının ya da saçının kesilmesinin haberleştirilme biçimi, basının kime hizmet ettiğini açıkça gösteriyor. Artık komşumuz olan yer Suriye değil; İsrail, ABD ve IŞİD çetelerinden oluşturulmuş bir katil örgütlenmedir. Basının ilk aklına getirmesi gereken 10 Ekim Katliamı, yılbaşı katliamı ve Yalova'daki saldırılar olmalıdır. Basının bunları halka doğru ve gerçek biçimde anlatması gerekiyor."
www.evrensel.net
January 27, 2026 at 1:33 PM
Reposted by Erol Onderoglu
ABD, gazeteciler için artık güvenli bir ülke değil

Minnesota’da gazetecilere yönelik ICE saldırıları, Trump yönetiminin basın özgürlüğüne karşı sistematik baskısını gözler önüne seriyor.

bianet.org/haber/abd-ga...
January 27, 2026 at 6:44 AM
Reposted by Erol Onderoglu
Reposted by Erol Onderoglu
Reposted by Erol Onderoglu
🔴 “Saç örme” protestosuna katıldığı gerekçesiyle gözaltına alınan hemşire İ.A., yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri ile serbest bırakıldı.

🗣️ Avukat Gencer Demirkaya: “Saç örmenin ‘propaganda’ sayılması kanunla delillendirilemez”

🗞️ Tuğçe Yılmaz

bianet.org/haber/avukat...
Avukat Demirkaya: Saç örmenin ‘propaganda’ sayılması kanunla delillendirilemez
“Saç örme” protestosuna katıldığı gerekçesiyle gözaltına alınan hemşire İ.A., yurt dışına çıkış yasağı şeklindeki adli kontrol tedbiri ile serbest bırakıldı.
bianet.org
January 26, 2026 at 6:10 PM
Reposted by Erol Onderoglu
Mardin'de toplantı ve gösteri yürüyüşü gibi etkinlikler 5 gün süreyle yasaklandı
www.birgun.net/haber/mardin...
Mardin'de toplantı ve gösteri yürüyüşü gibi etkinlikler 5 gün süreyle yasaklandı
Mardin Valiliği, toplantı, gösteri yürüyüşü ve basın açıklaması ile çadır kurma, stant açma, afiş ve pankart asma gibi faaliyetlerin 27-31 Ocak tarihleri arasında yasaklandığını bildirdi.
www.birgun.net
January 26, 2026 at 4:11 PM
Reposted by Erol Onderoglu
Birleşik Metal-İş'ten TMMOB ve TTB'nin İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi’nden çıkarılmasına tepki: "Bu tercih işçi sağlığı ve iş güvenliğini kamusal bir hak olmaktan çıkarıp idari bir formaliteye indirgemektir"
www.birgun.net/haber/birles...
Birleşik Metal-İş'ten TMMOB ve TTB'nin İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi’nden çıkarılmasına tepki
Birleşik Metal-İş, TMMOB ve TTB’nin Ulusal İş Sağlığı ve Güvenliği Konseyi’nden çıkarılmasına “Bilimi ve kamusal denetimi dışlayan siyasal bir tercih” diyerek tepki gösterdi. Her gün en az 6 işçinin ç...
www.birgun.net
January 26, 2026 at 4:24 PM
Reposted by Erol Onderoglu
In @nytopinion.nytimes.com

“Federal officers who are wearing masks to obscure their faces (and those who aren’t) must understand that they will be held accountable if and when they break the law,” write the law professors Barry Friedman and Stephen Vladeck.
Opinion | Local Prosecution Is the Answer to Federal Lawlessness
State and local prosecutions could produce deterrent effects that are so desperately needed now.
nyti.ms
January 26, 2026 at 5:40 PM
Reposted by Erol Onderoglu
Aziz İhsan Aktaş davasında gazeteci kısıtı

İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesi, Silivri’deki duruşmaya 25 gazete sınırı koydu.

bianet.org/haber/aziz-i...
January 26, 2026 at 2:40 PM
Reposted by Erol Onderoglu
Bursa'da 3 gencin, gözaltına alınıp karakolda işkenceye uğradıkları iddiasıyla yaptıkları suç duyurusu hakkında 1 sene sonra dava açıldı. Gençler kendilerine işkence eden polisleri teşhis… https://www.evrensel...
Bursa'da polislere 1 yıl sonra işkence davası: Polisleri teşhis etmişlerdi
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+) Bursa’da 4 Aralık 2024 tarihinde Ahmet S, Samet Ş, Gökhan K. ve Zafer Y, otomobil çıkma parçası satan işyerinde, sivil polislerin baskınıyla gözaltına alınıp karakolda işkence görmüştü. Gençler kendilerine işkence eden polisleri teşhis etmesine rağmen 1 yıl sonra dava açıldı. Bursa’da 4 Aralık 2024 tarihinde Ahmet Ş, Samet Ş, Gökhan K. ve Zafer Y, isimli şahıslar, işyerinde, polislerin baskınıyla gözaltına alınıp karakolda işkence gördükleri iddiası ile suç duyurusunda bulunmuştu. Kendilerine işkence yapan polislerden üçünü teşhis etmelerine rağmen olayın üzerinden 1 yıl geçtikten sonra polisler hakkında dava açıldı. İddianamede şahısların kelepçeli olmalarına ve etkisiz hale getirilmelerine rağmen polisler tarafından dardedildikleri tespitlerine rağmen polisler işkence ve kötü muamele suçlarından değil yaralama, tehdit ve hakaret suçlarından yargılanacak. İşkenceye uğradığını iddia eden şahısların da görevi yaptırmamak için direnme suçlarından cezalandırılmaları istendi. Bursa, 18.Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek davanın ilk duruşması 27 Ocak tarihinde yapılacak. “İşkence bir insanlık suçu” Konuya ilişkin açıklama yapan Bursa Barosu İnsan Hakları Komisyonu Başkanı Av. Kemal Özgür Yetkin müvekkillerine işkence yapan, kötü muamelede bulunan polislerden üçünün isminn 6 ay sonra tespit edildiğini belirterek; “Yakalaması olan bir şahsı aramak için Zafer Y. nin işyerine giden polisler olay yerinde bulunanları darbederek gözaltına almışlardır. Akabinde Yıldırım suç önleme merkezine götürülen kişiler, polisler tarafından insanlık dışı muamele ve işkenceye maruz kalmışlardır” dedi. Müvekkillerini tanınmaz hale getiren kolluk görevlilerinin isimlerinin belli olmasına ve müvekkilleri tarafından da teşhis edilmelerine rağmen haklarında davanın 1 yıl sonra açıldığına dikkat çeken Yetkin şunları söyledi; “Yine bu polislerin eylemlerinin işkence ve kötü muamele suçları kapsamında olduğu açık olmasına rağmen dava yaralama suçundan açılmıştır. İşkence gören müvekkiller ise polise mukavemet ettikleri iddiası ile yargılanacaklar.” “Polisler hakkında herhangi işlem yapılmamkış, görevlerine devam ediyorlar” Öncelikle mahkemeden, görevsizlik kararı verilerek davanın Ağır Ceza Mahkemesinde görülmesini talep edeceklerini belirten Yetkin; “İdarî yönden de bu polisler hakkında herhangi işlem yapılmamış olup bu şahıslar halen görevlerine devam etmektedirler. İşkence bir insanlık suçu olup, bu suçu işleyen kolluk görevlilerin herhangi bir ceza almadan işlerine devam etmeleri de kabul edilemez. Bursa Barosu İnsan Hakları Komisyonu olarak, işkence ve kötü muameleye uğrayan mağdur vatandaşlar için adaletin tecelli etmesi için mücadeleye devam edeceğiz” dedi.
www.evrensel.net
January 26, 2026 at 1:55 PM