Evrensel Gazetesi
banner
evrensel.net
Evrensel Gazetesi
@evrensel.net
7 Haziran 1995'ten beri emeğin sesi, gerçeğin habercisi
#EvrenselSeninleGüçlü...
Oku okut, e-gazeteye abone ol!
https://abone.evrensel.net/
Pinned
Evrensel30Yaşında

🗞️Sesimizi emekçilerden, gücümüzü okurlarımızdan alıyoruz. Yasaklara, cezalara rağmen susmayan Evrensel, 30 yıldır emeğin, özgürlüğün ve adaletin sesini duyuruyor

Haydi, “Emeğin Sesine Kulak Ver!”, gerçeğin habercisini güçlendir

🎂Birlikte nice 30 yıllara!
Ordu’da Melet Irmağı kenarındaki eski çöp alanının imara açılmasına karşı yürütülen mücadelede toplanan 18 bini aşkın imza, Ordu Büyükşehir Belediyesi’ne teslim edildi https://www.evrensel...
Ordu’da Melet Havzası için 18 bin imza belediyeye teslim edildi
Ordu’nun Altınordu ilçesi Durugöl Mahallesi’nde, Melet Irmağı kenarında bulunan eski çöp döküm alanının imara açılmasına karşı yürütülen mücadelede toplanan 18 bini aşkın imza, Ordu Büyükşehir Belediyesi’ne teslim edildi. Yurttaşlar, alanın yeşil alan olarak korunması talebiyle belediye önünde basın açıklaması yaptı. 1 Kasım 2025’te başlayan ve “Melet Havzası yeşil kalsın” talebiyle sürdürülen kampanya kapsamında toplanan imzalar, Ordu Büyükşehir Belediyesi önünde yapılan açıklamanın ardından evrak kaydına alındı. Basın açıklamasını platform adına Ümit Akdeniz okudu. Açıklamada, Melet Irmağı’nın Karadeniz’le buluştuğu noktada yer alan alanın 35-40 yıl boyunca ayrıştırılmadan dökülen çöplerle oluştuğu, 2015 yılında ise herhangi bir iyileştirme yapılmadan yalnızca toprakla örtülerek kaderine terk edildiği hatırlatıldı. Doğal süreç içinde alanın yeniden canlılar için bir yaşam alanına dönüştüğü belirtilirken, bu alanın yeniden yapılaşmaya açılmasının “doğaya ve kente ihanet” olduğu vurgulandı. “İmarsız alanda 748 milyon liralık ihale yapıldı” Akdeniz, söz konusu alanın imar planlarında yeşil alan ve belediye hizmet alanı olarak yer aldığı, ancak Diyanet İşleri Başkanlığı ile Ordu Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan ve içeriği kamuoyuna açıklanmayan bir protokolle yapılaşmanın önünün açıldığı ifade etti. İmar planı değişikliğinin daha önce yargı kararıyla iptal edildiğini söyleyen Akdeniz, buna rağmen imarsız alanda 748 milyon liralık ihale yapıldığı hatırlattı. Ordu Çevre Derneği tarafından açılan davalarla ilgili bilgi verilen Akdeniz, Danıştay’ın derneğin dava açma ehliyetini tanıdığı ve ihalenin feshi davasının halen Ordu İdare Mahkemesi’nde sürdüğü belirtti. Ayrıca projede Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) sürecinin işletilmediğine dikkat çeken Akdeniz, bunun açık bir yasa ihlali olduğu vurguladı. Platform bileşenleri, sürecin yalnızca yargı yoluyla değil, toplumsal mücadeleyle de sürdürüldüğünü belirterek; 61 gün süren nöbet eylemleri, yürüyüşler, basın açıklamaları ve imza kampanyalarıyla kamuoyunu bilgilendirdiklerini aktardı. Açıklamada, imza çadırının belediye tarafından kaldırılması ve belediye meclis toplantısına katılmak isteyen yurttaşların engellenmesi de eleştirildi. Meclis toplantısına katılım engellendi Basın açıklamasının ardından platform temsilcileri Ordu Büyükşehir Belediyesi Meclis toplantısına katılmak istedi. Ancak grup, görevliler tarafından içeri alınmadı ve bina girişinde insan zinciri oluşturuldu. Yaşananlara ilişkin tutanak tutulmasının ardından grup belediye binasından ayrıldı. Platform adına yapılan çağrıda, “Kıyılar halkındır” söyleminin gereğinin yerine getirilmesi istenerek, Melet Havzası’nın betonlaşmaya açılmaması, alanın kamusal ve yeşil niteliğinin korunması talep edildi. Açıklama, “Tarih halkıyla bütünleşenleri yazar” sözleriyle sona erdi.
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 1:06 PM
Afşin-Elbistan Ovası’nı sulayan Hurman Çayı kurudu

Ana su kaynağı tükenen Karakuz Barajı’nın hangi suyla doldurulacağı tartışılırken, kurumanın maden ve enerji projeleriyle bağlantılı olduğu belirtiliyor
January 13, 2026 at 1:06 PM
Gazze'de ateşkese rağmen her gün ortalama bir çocuk öldürülüyor UNICEF Sözcüsü James Elder, Gazze’de yaklaşık üç aydır süren ateşkes döneminde 100’ün üzerinde çocuğun hayatını kaybettiğini… https://www.evrensel...
Gazze'de ateşkese rağmen her gün ortalama bir çocuk öldürülüyor
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+) Birleşmiş Milletler Uluslararası Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF) Sözcüsü James Elder, Gazze’de yaklaşık üç aydır devam eden ateşkes sürecine rağmen 100’ün üzerinde çocuğun yaşamını yitirdiğini açıkladı. Elder, Birleşmiş Milletler Cenevre Ofisi’nin haftalık basın toplantısına çevrim içi katılarak Gazze’deki insani duruma ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gazze’de 19 Ekim 2025’te başlayan ateşkesin ardından çok sayıda çocuğun hayatını kaybettiğini ve daha fazlasının yaralandığını belirten Elder, “Bu durum, ateşkes süresince her gün ortalama bir kız ya da erkek çocuğunun öldürüldüğü anlamına geliyor. Gazze’de yaşam boğucu olmaya devam ediyor” dedi. Ateşkes döneminde de bombardımanların ve saldırıların tamamen durmadığını vurgulayan Elder, Gazze’de hayatta kalmanın her geçen gün daha zor hale geldiğini ifade etti. Bölgedeki ağır kış koşullarına da dikkat çeken Elder, UNICEF’in temel ihtiyaçların karşılanması için yardımlarını sürdürdüğünü söyledi. Ancak son günlerde hipotermi nedeniyle hayatını kaybeden çocukların bulunduğunu belirten Elder, “Bu kış hipotermiden ölen çocuk sayısı 6’ya yükseldi” bilgisini paylaştı. Ateşkesin sağlık, beslenme, temiz su ve sanitasyon hizmetlerine erişimde bazı insani kazanımlar sağladığını dile getiren Elder, buna rağmen çocukların durumunun hâlâ son derece vahim olduğunu vurguladı. James Elder, ateşkesin tam anlamıyla uygulanması, insani yardımların Gazze’ye sınırsız şekilde ulaştırılması ve tıbbi tahliyelerin acilen gerçekleştirilmesi çağrısında bulunarak, çocuklar için “gerçek ve kalıcı güvenliğin” sağlanması gerektiğini söyledi. Gazze'de Ekim 2023'ten bu yana 71 binden fazla Filistinli öldürüldü İsrail ordusunun 8 Ekim 2023'ten bu yana Gazze Şeridi'ne düzenlediği saldırılarda 71 binden fazla Filistinli hayatını kaybetti, 171 binden fazla kişi yaralandı, bölgeyi yerle bir eden devasa bir yıkım yaşandı. Sivil altyapının yüzde 90'ının tahrip edildiği, yaklaşık 70 milyon ton molozun biriktiği Gazze Şeridi'nde enkaz altında hala binlerce cenazenin olduğu belirtiliyor. İsrail'in ateşkes anlaşmasındaki yükümlülüklerini yerine getirmeyerek Gazze'ye çadır, konteyner ev ve inşaat malzemeleri girişine izin vermemesi nedeniyle barınma imkanı bulamayan Filistinliler, tüm risklerine rağmen bombardımanlarda ağır hasar alan yapılara sığınmak zorunda kalıyor. Gazze'deki yetkililer, bölgeye bir an önce konteyner evlerle gerekli ağır iş ekipmanlarının gönderilmesini talep ediyor.
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 1:01 PM
Zonguldak'ta TTK'ya bağlı 4 maden ocağında üretim, hayati güvenlik eksiklikleri nedeniyle tamamen durduruldu. https://www.evrensel...
TTK'ya bağlı Karadon, Kozlu ve Üzülmez’deki madenlerde üretim durduruldu
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+) Türkiye Taşkömürü Kurumu’na (TTK) bağlı Zonguldak’taki üç ayrı müessesede yer alan dört maden ocağında üretim, hayati güvenlik eksiklikleri nedeniyle tamamen durduruldu. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı müfettişlerinin hazırladığı "iş durdurma" raporu sonrası, madenciler yer altına inemeyerek yer üstünde beklemeye başladı. Müfettişler "İkinci Enerji Kaynağı Yok" Dedi Bakanlık müfettişlerinin Karadon, Kozlu ve Üzülmez müesseselerinde gerçekleştirdiği denetimler, madenlerdeki kritik bir güvenlik açığını ortaya çıkardı. Hazırlanan raporda; havalandırma, su tahliyesi ve insan nakli gibi madencilerin can güvenliği için hayati önem taşıyan sistemlerin, olası bir elektrik kesintisinde otomatik olarak devreye girecek "ikinci bir enerji kaynağına" sahip olmadığı tespit edildi. 9 Ocak’ta Zonguldak Valiliğine sunulan bu raporun ardından, bugün itibarıyla kuruma resmi "üretim durdurma" talimatı tebliğ edildi. Üretim Sahaları Boşaltıldı, Sadece Emniyet Ekipleri İniyor Zonguldak Valiliğinden gelen talimat doğrultusunda ocaklarda sıkı kısıtlamalar uygulanmaya başlandı. Üretim faaliyetlerinin yürütüldüğü "ayak" bölümlerindeki çalışmalar tamamen durduruldu. Mevcut durumda sadece bakım, onarım, tahkimat ve su boşaltımı gibi "ocak güvenliğinden" sorumlu personelin yer altına inişine izin veriliyor. Doğrudan ocak güvenliğiyle ilgili görevi bulunmayan madenciler ise yer üstünde eğitim, atölye düzenleme ve genel temizlik gibi işlere yönlendirildi. GMİS: "Ayaklarda Üretim Kesinlikle Yasak" Konuya ilişkin Halk TV'ye açıklama yapan Genel Maden İşçileri Sendikası (GMİS) Üzülmez Şube Başkanı Sefer Karakabak, yasağın kapsamını şu sözlerle özetledi: "Sadece ismi listede olan görevli arkadaşlarımız ana yollarda tahkimat ve temizlik işleri için ocağa giriyor. Diğer arkadaşlarımıza yer üstünde görevler verildi. Şu an için ayaklarda üretim yapmak kesinlikle yasak."
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 12:40 PM
İzmir’de 400 gündür grevde olan Temel Conta işçileri, patronun makinaları Torbalı’ya taşıma girişimine karşı direnişe geçti. Polisin "Taşıyacağız" söylemine karşı işçiler mücadeleye devam mesajı… https://www.evrensel...
Temel Conta işçileri grev kırıcılığına karşı fabrika önünde
İzmir’de 400 gündür grevde olan Temel Conta işçileri, patronun makineleri Torbalı’ya taşıma girişimine karşı direnişe geçti. Polisin "Taşıyacağız" söylemine karşı işçiler mücadeleye devam mesajı verdi. İzmir – Temel Conta işçilerinin sürdürdüğü grev 400. gününe girerken, işveren fabrikadaki makineleri Torbalı'da yeni yaptırdığı fabrikasına taşımak istiyor. Bunun üzerine işçiler sabah kamuoyuna videolu bir çağrı yaparak grev kırıcılığna direneceklerini ifade ettiler. Çağrı üzerine siyasi parti, sendika temsilcileri direniş alanında bir araya geldi. Grev alanındaki polis ekiplerinin işçilere dağılmamaları halinde müdahale edileceğini söylemesi üzerine tepkiler yükselirken, Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı Hasan Toptan ve direnişteki işçiler yaşananları grev kırıcılığı ve hukuksuzluk olarak değerlendirdi. Konuştuğumuz Petrol-İş Aliağa Şube Başkanı Hasan Toptan, gelinen noktaya tepki göstererek, "Kanun tamamen işverenden yana. Zaten işveren üç defa grev kırıcılığı yaptığı için ceza aldı. Bir yandan da davamız devam ediyor. Mahkemeyi de kazanacağız" dedi. Temel Conta işçilerinin anayasal haklarının yok sayıldığını belirten Toptan, "Anayasal hak olan sendika, Temel Conta işçilerine hak değilmiş gibi davranılıyor. Grevimiz bugün 400. gününde. Devletin sahip çıkmadığı bir durum var. Biz anayasal hakkımız olan şeyi istiyoruz. İşveren tarafı bizi hiç muhatap almıyor" ifadelerini kullandı. Patronun hukuka aykırı uygulamalar yaptığını belirten Toptan, makinelerin taşınmasına da dikkat çekerek, "Şu anda yaptıkları şeyler İş Kanunu'na uygun değil. Bugün de makinelerin taşınacak olması, işverenin kanun ve devlet tanımadığının kanıtıdır. Kanunda makine taşır ya da taşıyamaz gibi bir madde yok. Yani kanunda bir boşluk var. Sadece yazı olarak fabrikanın nereye taşınacağı bildiriliyor. Devletten de burada bir olay çıkmasın diye emniyet güçlerini davet ediyorlar. Yani 'benim makine taşımamı işçiler engellerse siz de onları engelleyin' deniyor" diye konuştu. Grevin önemine vurgu yapan Toptan, süreç boyunca yeterli destek alamadıklarını belirterek, "Biz bu grevi önemsiyoruz. Kamuoyundan, sendikalardan ve siyasi partilerden süreç boyunca çok destek göremedik. Bugün böyle bir hukuksuzluğun yaşanmaması için tüm siyasi partileri ve sendikaları buraya çağırıyoruz" dedi. Öte yandan polis ekiplerinin direniş alanı önünde işçilere, dağılmadıkları takdirde müdahale edileceğini söylediği öğrenildi. İşçiler ise anayasal haklarını kullandıklarını belirterek alandan ayrılmayacaklarını ifade etti. İşçiler: Mücadelemize devam edeceğiz Direnişteki Temel Conta işçilerinden Işıl Çalışır, "400 gündür mücadele verdik ama patronumuz grev kırıcılığı yapmaya devam ediyor. Biz mücadelemize devam edeceğiz" dedi. Şengül Selçuk, "Patron makineleri diğer işyerine götürmek istiyor ama biz bugün buna izin vermeyeceğiz. Kendi geleceğimiz, çocuğumuzun geleceği için mücadelemize devam edeceğiz" diye konuştu. Dört yıldır Temel Conta'da çalıştığını belirten Gurbet Aşıcı, "Dört yıldır bu fabrikadayım. 400 gündür burada ekmeğimizi, hakkımızı savunuyoruz. Bugün patron burada grev kırıcılığı yapıyor. Biz buna izin vermeyeceğiz. Elimizden geleni yapacağız" ifadelerini kullandı. İşçi Sinem Kaya, "400 gündür ekmeğimize, onurumuza, hakkımıza sahip çıkıyoruz. Patron greve çıktığımız günden beri grevimizi kırmaya çalıştı. Bundan dolayı patron para cezası da yedi. Süren bir davamız da var ama şimdi patron olayı büyütüyor ve grev olan fabrikayı başka bir ilçeye, Torbalı'ya taşıyor. Bu bir suçtur" dedi. Kaya, açıklamasını "Yaşasın sınıf dayanışması sloganı sözde kalmasın. Bugün bütün kamuoyunu Temel Conta direniş alanına bekliyoruz" çağrısıyla tamamladı. Bu arada içeride mantar conta bölümünde beklemekte olan ve makinleleri taşıyacak olan vinç içeriden çıktı. Kamyonların getirilip yükleme yapılması bekleniyordu. Vinç çıktıktan sonra binek araçlara küçük malzemeler yüklenirken işçiler, "Çantalarla olmaz makineleri koy bagaja" diyerek tepki gösterdi. Fabrika önünde bekleyiş devam ederken, Emniyet amiri "Ben burayı taşıyacağım başvuru yapmışlar izin almışlar" dedi. İşçiler ise “Biz burdan tek bir makine bile çıkmasına izin vermeyeceğiz" diyerek karşılık verdi. Vinçle makinenin öne çekildiği, cumartesi gününe kadar yükleneceği bilgisi dolaşıyor. Ayrıca patronun İŞKUR'a işyerini taşıyacağına dair başvuru yaptığı, İŞKUR'un "Çalışma Bakanlığı'na soralım" dediği, Çalışma Bakanlığı'nın da onay verdiği işçilere gelen bilgiler arasında. Bu nedenle mülki amir üzerinden emniyete başvurulduğu ifade ediliyor. (İşçi Sendika Servisi)
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 12:39 PM
Nazım Hikmet 124 yaşında: Kadıköy’de anılacak https://www.evrensel...
Nazım Hikmet 124 yaşında: Kadıköy’de anılacak
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+) Usta şair Nazım Hikmet, doğumunun 124. yılında Kadıköy Belediyesinin ev sahipliğinde düzenlenecek özel bir etkinlikle anılacak. “Nazım 124 Yaşında” başlıklı gece, 15 Ocak Perşembe günü saat 20.00’de Caddebostan Kültür Merkezi Büyük Salon’da gerçekleştirilecek. Etkinlikte şiir, müzik, dans ve anlatı bir araya gelerek Nazım Hikmet’in düşünsel ve sanatsal mirasına çok disiplinli bir bakış sunacak. Programın düzenleyiciliğini Rutkay Aziz, Tuba Yılmaz, Andaç Sayın, Hüseyin Demir ve Enes Sarı üstlenirken, gecenin sunuculuğunu oyuncu Ebru Saçar yapacak. Gecenin açılış konuşmalarını Kadıköy Belediye Başkanı Mesut Kösedağı ile Nâzım Hikmet Kültür ve Sanat Vakfı kurucularından Zeynep Oral ve Vakıf Başkan Vekili Özcan Arca gerçekleştirecek. Program kapsamında şiirler, usta oyuncular Vahide Perçin ve Altan Gördüm tarafından seslendirilecek. Dans bölümünde Mercan Selçuk Dans Topluluğu, Timur Selçuk’un Nazım Hikmet besteleri eşliğinde sahne alacak. Müzik bölümünde “Tarık Akan’ın Çocukları” başlığıyla Özel Taş Koleji Müzik ve Korosu izleyiciyle buluşacak. Gecenin öne çıkan anlarından biri ise besteci ve piyanist Fazıl Say’ın sahne alacağı özel performans olacak. Say, Nazım Hikmet’in şiirlerinden ilhamla hazırladığı bir müzik programı sunacak. Tarih: 15 Ocak Perşembe Saat: 20.00 Yer: Caddebostan Kültür Merkezi (CKM) – Büyük Salon
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 12:34 PM
ÇAYKUR’da çalışan 10 bin mevsimlik işçinin sorunları Meclis’e taşındı Dem Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, işçilerin 179. günde işten çıkarılarak kadro haklarının engellendiğini belirtti. https://www.evrensel...
ÇAYKUR mevsimlik işçilerine güvencesiz çalışma dayatılıyor
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+) DEM Parti İstanbul Milletvekili Cengiz Çiçek, Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (ÇAYKUR) bünyesinde çalışan mevsimlik işçilerin güvencesiz çalışma koşullarını Meclis gündemine taşıdı. Çiçek, Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’nın yanıtlaması istemiyle Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne yazılı soru önergesi sundu. Çiçek, Bakanlığa bağlı ÇAYKUR fabrikalarında, basına yansıyan resmi olmayan rakamlara göre yaklaşık 10 bin mevsimlik işçisinin çalıştırıldığını hatırlattı. Çiçek, bu işçilerin yıl içinde yalnızca 4 ila 6 ay gibi sınırlı sürelerle çalıştırıldığını, yılın geri kalan bölümünde ise işsiz ve gelirsiz bırakıldığını ifade etti. Çiçek, mevsimlik işçilerin kadro verilmemesi amacıyla 179’uncu günde işten çıkarıldığını, işten çıkarıldıkları dönemlerde sigorta prim ödemelerinin de kesildiğini vurguladı. Bu uygulamanın, işçilerin sosyal güvenlik haklarını doğrudan zedelediğine dikkat çekti. Hayat pahalılığının ve barınma, gıda ile eğitim giderlerinin emekçiler açısından son derece ağırlaştığı bir dönemde, işçilerin yılın yarısında ücretsiz ve güvencesiz bırakılmasının ağır mağduriyetler yarattığını belirten Çiçek ev kiralarının, biriken faturaların ve çocukların okul masraflarının bu koşullarda karşılanamaz hale geldiğini ifade etti. Güvencesiz çalışma sefalet döngüsü yaratıyor Çiçek, yılın yarısını ücret almadan geçirmek zorunda kalan ÇAYKUR işçilerinin, çalışmadıkları dönemlerde borçlanmak zorunda kaldığını; çalıştıkları dönemlerde ise yalnızca biriken borçlarını kapatmaya çalıştıklarını dile getirdi. Bu durumun işçiler açısından sürekli bir yoksulluk ve sefalet döngüsüne dönüştüğünü vurguladı. 2023 yılında yapılan yasal düzenlemelerle kamuda ve KİT’lerde çalışan taşeron, geçici ve mevsimlik işçilere kadro verildiğini ya da çalışma koşullarının iyileştirildiğini hatırlatan Çiçek, ÇAYKUR mevsimlik işçilerinin bu düzenlemelerin dışında bırakıldığını belirtti. Çiçek’in Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı’ya yönelttiği sorular şu şekilde: ÇAYKUR bünyesinde hâlihazırda çalışan mevsimlik işçi sayısı kaçtır? Bu sayı illere ve fabrikalara göre nasıl dağılmaktadır? Mevsimlik işçilerin 179’uncu günde işten çıkarılması, kadro verilmemesi amacıyla yapılan bilinçli bir uygulama mıdır? İşten çıkarılan işçilerin sigorta primlerinin kesilmesi, Anayasa’nın 60. maddesinde güvence altına alınan sosyal güvenlik hakkını ihlal etmiyor mu? Bu koşullarda çalışan bir ÇAYKUR mevsimlik işçisinin 7.000 prim gününü doldurarak emekli olması fiilen mümkün müdür? Yılda 4–6 ay çalıştırılan bir işçinin emeklilik için 40–50 yıl çalışmak zorunda kalması, sosyal devlet ilkesiyle bağdaşmakta mıdır? İşçilerin çalışmadıkları dönemlerde işsizlik ödeneğinden yararlanamamasının yarattığı mağduriyetlere ilişkin bir etki analizi yapılmış mıdır? 2023 yılında kamuda ve KİT’lerde çalışan geçici ve mevsimlik işçilere kadro verilmişken, ÇAYKUR işçilerinin bu kapsam dışında bırakılmasının gerekçesi nedir? ÇAYKUR mevsimlik işçilerine kadro verilmesi yönünde Bakanlığınızın bir çalışması var mıdır?
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 12:30 PM
Ahmet Akın’dan “AKP’ye geçiyor” iddialarına net yanıt: “Ben CHP mensubuyum, nokta” CHP’li Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın, AKP’ye geçeceği iddialarını Belediye… https://www.evrensel...
Ahmet Akın’dan “AKP’ye geçiyor” iddialarına net yanıt: “Ben CHP mensubuyum, nokta”
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+) AKP’li Savcı Sayan ve Mustafa Ilıcalı tarafından CHP’li Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Akın’ın AKP’ye geçeceği yönünde ortaya atılan iddialara Akın’dan bir kez daha net yanıt geldi. Daha önce de söz konusu iddiaları yalanlayan Ahmet Akın, Balıkesir Büyükşehir Belediye Meclisinde konuyla ilgili yeniden konuştu. CHP’de üç dönem milletvekilliği yaptığını ve parti yöneticiliği görevlerinde bulunduğunu hatırlatan Akın, “Ben CHP mensubuyum, nokta” ifadelerini kullandı. Meclis kürsüsünden açıklamalarda bulunan Akın, Balıkesir’in sorunlarına odaklandığını vurgulayarak şunları söyledi: “İnanın her günümü Balıkesir’in bilinen ve acil sorunlarıyla uğraşarak, ihtiyaçları ve talepleri tespit edip çözüm üretmeye çalışarak geçiriyorum ve böyle yapmaya da devam edeceğim. Şunun da altını özellikle çizmek isterim: Hangi hemşehrim gelirse gelsin, kim benim yanıma gelirse gelsin, Cenab-ı Allah şahittir ki hiç kimseye ‘hangi partiye oy verdin’ diye sormadım. Sorduğum tek soru şudur: Size nasıl yardımcı olabilirim?” Parti aidiyeti konusunda tartışmaya yer bırakmayacak şekilde konuşan Akın, “Defalarca söylememe rağmen bir kez daha ifade etmek istiyorum: Mensubu olduğum parti Cumhuriyet Halk Partisi’dir” dedi. "AKP seçmeninden ve MHP’nin destekçi seçmeninden oy aldım, sağ olsunlar" Seçim sürecinde farklı siyasi görüşlerden destek aldığını da belirten Akın, şu ifadeleri kullandı: “Evet, AKP seçmeninden ve MHP’nin destekçi seçmeninden oy aldım, sağ olsunlar. Bunu da büyük bir gururla söylüyorum. İşin en kolayı bir tarafa yatmaktır, ama ben zoru tercih ettim.” Sözlerini yineleyerek tamamlayan Akın, “Bir kez daha net bir şekilde söylüyorum: Ben Cumhuriyet Halk Partisi’nin mensubuyum. Ancak büyük Balıkesir ailemle ilgilenmek de benim görevimdir ve bunun için çalışmaya devam edeceğim” dedi.
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 12:29 PM
MESS'in 150 bin metal işçisine yeni ücret zammı teklifi yüzde 18 oldu. Sosyal haklara yönelik daha önce verilen yüzde 32,95'lik (yıllık enflasyon) teklif ise revize edilmedi. https://www.evrensel...
MESS teklifini yeniledi: Sefalet dayatmasının yeni ismi yüzde 18 oldu
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+) 150 bin işçiyi ilgilendiren MESS grup toplu iş sözleşmesi sürecinde resmi olarak grev aşamasına gelinmişken patron örgütü MESS işçi sendikaları Türk Metal, Özçelik-İş ve Birleşik Metal-İş ile yaptığı son görüşmede yüzde 18 önerdi. MESS’in çağrısı ile yapılan görüşmede patronlar ücret zammı olarak birinci 6 aylık dönem için yüzde 10.5 artı seyyanen 17.3 TL şeklinde zam teklif etti. Birleşik Metal-İş, bu teklifin yüzde 18 oranına denk geldiğini belirtti. MESS diğer 6’şar aylar içinse enflasyon oranında zam teklif etti. Ayrıca sosyal haklarla ilgili verdiği yüzde 32.95’lik oranını (yıllık enflasyon) artırmadı. Sosyal hakların ikinci yılı için de enflasyon oranında artış teklif etti. Birleşik Metal-İş Genel Sekreteri Ali Çeltek, MESS tarafından sunulan bu zam teklifinin kabul edilemez olduğunu ifade etti. Mevcut ücretlerle işçilerin asgari ihtiyaçlarını dahi karşılamasının mümkün olmadığını vurgulayan Çeltek, insanca yaşanacak bir ücretin tüm metal işçilerinin en temel hakkı olduğunu belirtti.
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 12:25 PM
Scorpions 60. yılında İstanbul’a geliyor https://www.evrensel...
Scorpions 60. yılında İstanbul’a geliyor - Evrensel
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 12:21 PM
Şık Makas direnişi 100. gününde: Kazanımlarımız direnen tüm işçilerindir Tokat’ta Şık Makas işçileri, direnişlerinin 100’üncü gününde “Bu kazanımlar sadece bizim değil, örgütlenerek direnen… https://www.evrensel...
Şık Makas direnişi 100. gününde: Kazanımlarımız direnen tüm işçilerindir
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+) Tokat’ta Şık Makas işçileri, direnişlerinin 100’üncü gününde basın açıklaması yaparak mücadelelerini ve kazanımlarını selamladı. Direniş çadırında bir araya gelen işçiler, baskılara, yasaklara ve iftiralara rağmen geri adım atmadıklarını vurgulayarak “Bu direniş sadece bizim değil, örgütlenerek ve direnerek hak isteyen tüm işçilerin kazanımıdır” dedi. İşçiler, valiliğin getirdiği eylem yasağının idare mahkemesi tarafından hukuka aykırı bulunduğunu hatırlatarak, bu kararın direnişi bastırmaya yönelik olduğunun bir kez daha ortaya çıktığını ifade etti. “Ne baskılar, ne iftiralar, ne de olumsuz hava koşulları bizi yıldırabildi” diyen işçiler, fırtınada yıkılan çadırlarını dayanışmayla yeniden kurduklarını ve mücadeleyi büyüttüklerini dile getirdi. Açıklamada, “Terör yaftalarıyla, ‘fabrikayı kapattırmaya çalışıyorlar’ iftiralarıyla geldik bu güne. Bugün burada 100’üncü günümüzü kutluyoruz. Kazanımlarımız sadece Şık Makas işçilerinin değil, tüm emekçilerin kazanımıdır” denildi. Tokat’ta daha önce sigara fabrikası direnişi dışında böylesine yaygın ve ses getiren bir direniş yaşanmadığına dikkat çekilen açıklamada, BİRTEK-SEN öncülüğünde büyüyen mücadelenin süreceği vurgulandı. “İranlı emekçilerin sesini duyuyor, mücadelelerini sahipleniyoruz” Şık Makas işçileri, açıklamalarında İran’da hayat pahalılığına, düşük ücretlere ve baskılara karşı 17 gündür direnen emekçilere de selam gönderdi. İran rejiminin emekçilere yönelik baskı ve şiddet politikalarına dikkat çekilerek, internet erişiminin engellenmesiyle mücadelenin görünmez kılınmak istendiği ifade edildi. “Şık Makas işçileri olarak İranlı emekçilerin sesini duyuyor, mücadelelerini sahipleniyoruz” denildi. Ayrıca 14 Ocak’ta KESK’in çağrısıyla yapılacak eyleme de çağrı yapan işçiler, “Grev haktır, ek zam istiyoruz” şiarıyla alanlarda olacaklarını belirtti. Basın açıklamasının ardından direnişin 100’üncü günü için pasta kesildi, halaylar çekildi. Yerel müzisyen Ersin Yılmaz’ın canlı müzik yaptığı direniş çadırında, dayanışma ve mücadele coşkusu uzun süre devam etti. (Evrensel)
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 12:21 PM
Hurman Çayı’nın gözesi tamamen kurudu Çay suyuyla dolması planlanan Karakuz Barajı şimdi ne olacak? Özer Akdemir'in haberi https://www.evrensel...
Hurman Çayı’nın gözesi tamamen kurudu: Çay suyuyla dolması planlanan Karakuz Barajı şimdi ne olacak?
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+) Özer Akdemir [email protected] Maraş — Afşin-Elbistan Ovasında 131 bin dönüm araziyi sulayan Hurman Çayı’nın beslendiği Sivas’ın Gürün ilçesindeki Akdere Gözesi birkaç ay içerisinde tamamen kurudu. Gözenin bulunduğu yerden köylülerin gönderdiği görüntülerde bir zamanlar gürül gürül suyun kaynadığı kayalık tepeden artık su akışının hiç olmadığı görülüyor. Öte yandan Maraş’ın Afşin ilçesinde inşası devam eden Karakuz Barajı projesinin ana su kaynağı Hurman Çayı. Barajı doldurması planlanan ana su kaynağının kuruması şimdi bitme aşamasında olan barajın hangi suyla dolacağı tartışmalarını da beraberinde getirdi. Bölge halkının ve uzmanların paylaştığı verilere göre, baraj sahası ile kaynak arasındaki yaklaşık 30 kilometrelik mesafede su debisi barajı dolduracak bir miktar olarak görünmüyor. Linyit sahaları ve enerji projeleri yeraltı su damarlarını bozdu Akdere Gözesi’nin kurumasının sadece iklimsel nedenlere dayanmadığı, bölgedeki linyit sahaları ve enerji projelerinin yer altı sularına müdahalesinden kaynaklandığı iddia ediliyor. Ziraat Mühendisleri Odası ve çevre dernekleri, Afşin-Elbistan Termik Santrali’nin kömür sahalarını işletmek amacıyla yürüttüğü "susuzlaştırma" faaliyetlerinin yer altı su damarlarını kalıcı olarak bozduğunu savunuyor. Özellikle Hurman Çayı’nın yatağının değiştirilmesi için öngörülen su transferi ve maden sahalarındaki drenaj çalışmalarının, yüzey sularını besleyen doğal dengeyi tahrip etitği ileri sürülüyor. Konu, bölge milletvekilleri tarafından TBMM gündemine taşınırken, çevre ve meslek örgütleri enerji odaklı politikaların bölge ekolojisini yok edeceği konusundaki uyarılarına devam ediyorlar. Acele kamulaştırmalara karşı açılan davalar hala sürüyor Hurman Çayından gelen su ile doldurulması planlanan Karakuz Baraj proje kapsamında yayımlanan Cumhurbaşkanlığı acele kamulaştırma kararlarına karşı yöre köylülerinin hukuk mücadelesi de sürüyor. Birçok hak sahibi, arazilerinin rayiç bedelin çok altında fiyatlandırıldığını ve acele kamulaştırma usulünün kendilerine savunma hakkı tanımadığını belirterek Danıştay’a iptal davaları açtı. Tarım alanlarının kaybı ve zorunlu göç endişesi taşıyan vatandaşlar, projenin sulama vaadinden ziyade enerji ve HES odaklı bir yapıya dönüştüğünü ileri sürüyorlar. ÇED raporundaki hesaplar tutmadı Karakuz Barajı projesinin hazırlık aşamasında sunulan Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporları, bölgenin su bütçesini geçmiş 30-40 yıllık yağış ve debi ortalamalarına dayandırarak projenin sürdürülebilir olduğunu öngörmüştü. Raporda, Hurman Çayı’nın yıllık ortalama su akımının hem 131 bin dönümlük arazinin sulanması hem de hidroelektrik santralinin (HES) tam kapasite çalışması için yeterli olacağı ileri sürülüyordu. Ancak 2024 ve 2025 yıllarında Akdere Gözesi’nde yaşanan kuruma, bu teknik hesaplamaların temel dayanağını sarsmış durumda. “Beklenmedik etki” gerçek oldu! Karakuz Barajı’nın ÇED sürecinde, bölgedeki termik santrallerin yeraltı sularını çekme (susuzlaştırma) faaliyetlerinin Hurman Çayı üzerindeki kümülatif etkisi yeterince analiz edilmediği eleştirileri son gelişmelerle doğrulmanmış durumda. Mevcut raporlar daha çok barajın inşaat aşamasındaki çevresel etkilerine odaklanırken, havza genelindeki devasa maden işletmeciliğinin su rejimini nasıl değiştireceği "beklenmedik etki" kategorisinde kalmıştı. 2026 yılına gelindiğinde, maden sahalarının derinleşmesiyle birlikte yer altı su seviyesindeki düşüşün Akdere Gözesi’ni besleyen damarları kestiği verilerle destekleniyor. DSİ ve ilgili bakanlıkların, Akdere Gözesi’ndeki kaybı telafi etmek amacıyla başka havzalardan su transferi gibi ek projeler üzerinde çalıştığı belirtilse de bu durumun hem maliyeti artıracağı hem de transfer yapılacak bölgenin ekosistemini bozacağı ifade ediliyor.
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 12:21 PM
İstanbul’un 3 yıllık emniyet bilançosu açıklandı: Sentetik uyuşturucu yüzde 310 arttı https://www.evrensel...
İstanbul’un 3 yıllık emniyet bilançosu açıklandı: Sentetik uyuşturucu yüzde 310 arttı
İstanbul Valisi Davut Gül, İstanbul’un son üç yılına ait güvenlik ve asayiş verilerini açıkladı. Sepetçiler Kasrı’nda düzenlenen toplantıda konuşan Gül, özellikle uyuşturucu suçlarında ciddi bir artış yaşandığını belirterek, operasyon sayısının yüzde 44, yakalanan kişi sayısının yüzde 46 arttığını söyledi. Vali Gül, ele geçirilen narkotik maddelerde eroin ve türevlerinde yüzde 10’luk bir düşüş görülürken, hap ve benzeri sentetik uyuşturucularda yüzde 310, kenevirde ise yüzde 240 artış yaşandığını vurguladı. Kişilere karşı suçlarda düşüş Gül’ün paylaştığı verilere göre, kişilere karşı işlenen önemli suçlar 2023’te 103 bin 410 iken, 2025’te 86 bin 524’e geriledi. Bu da yüzde 16’lık bir düşüş anlamına geliyor. "Kasten öldürme yüzde 20, kasten yaralama yüzde 14, cinsel suçlar yüzde 23, konut dokunulmazlığının ihlali yüzde 37 oranında azaldı. Suçların aydınlatılma oranı ise yüzde 99,6’ya yükseldi." Hırsızlık ve kapkaçta büyük gerileme Gül'ün açıklamasına göre, "mal varlığına karşı işlenen suçlarda da dikkat çekici bir düşüş yaşandı. 2023’te 46 bin 858 olan vaka sayısı, 2025’te 26 bin 941’e indi." Otodan hırsızlık yüzde 80, kapkaç yüzde 83, evden hırsızlık yüzde 60 oranında azaldı. Bu suçların aydınlatılma oranı yüzde 93,6’ya çıktı. Gül: "Organize suçlara yönelik operasyon sayısı 2023’te 211 iken, 2025’te 416’ya yükseldi. El konulan mal varlığı ise 9,5 milyar liradan 318 milyar liraya çıktı." "Tutuklanan kişi sayısının da yüzde 163 arttığı" bildirildi. Uyuşturucu operasyonlarında artış Operasyon sayısı: 7 bin 837 → 11 bin 316 Yakalanan kişi sayısı: 12 bin 554 → 18 bin 385 Tutuklanan kişi sayısı: 9 bin 115 “Yakalanan uyuşturucu miktarı genel olarak yüzde 280’in üzerinde arttı” diyen Gül, özellikle sentetik uyuşturucuların yaygınlaştığına dikkat çekti. Trafik kazalarında can kaybı azaldı Trafikte hayatını kaybedenlerin sayısı 2023’te 157, 2024’te 166, 2025’te ise 134 olarak kaydedildi. Denetim sayıları artarken, ölümlü kazalarda yüzde 12’lik bir düşüş yaşandı.
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 12:12 PM
3 polisin öldürüldüğü karakol saldırısında yeni ayrıntılar: Hedefte Sertab Erener konseri de varmış https://www.evrensel...
3 polisin öldürüldüğü karakol saldırısında yeni ayrıntılar: Hedefte Sertab Erener konseri de varmış
İzmir’in Balçova ilçesinde 16 yaşındaki Eren Bigül’ün polis merkezine düzenlediği ve 3 polis memurunun şehit olduğu saldırıya ilişkin iddianamenin ayrıntıları ortaya çıktı. İddianamede, saldırganın IŞİD talimatıyla hareket ettiği, eylem öncesinde uzun süre keşif yaptığı ve hedefleri arasında Sertab Erener konserinin de bulunduğu belirtildi. Savcılık, Bigül’ün anne ve babasının velayeti altında olduğunu, bakım ve denetim sorumluluğu taşıdıklarını vurguladı. Baba Nuhver Bigül ile anne A.B.’nin sağladığı imkânlar sayesinde saldırganın IŞİD ideolojisini benimsediği ve örgüte katıldığı ifade edildi. 10 gün boyunca keşif yaptı İddianamede, Bigül’ün saldırıdan önce Salih İşgören Polis Merkezi Amirliği çevresinde yaklaşık 10 gün boyunca, özellikle gece 02.00–03.00 saatleri arasında keşif ve gözetleme yaptığı kaydedildi. Savcılık, anne ve babanın bu süreçte eylemlere asli ve manevi fail olarak iştirak ettikleri yönünde kanaat oluştuğunu bildirdi. IŞİD ideolojisiyle hareket etmiş Bigül’ün, IŞİD'in ideolojisine uygun bir yaşam sürmeye başladığı, çevresindeki kişilere örgüt propagandası yaptığı ve Türkiye Cumhuriyeti’ni “tağut” olarak nitelendirdiği aktarıldı. Okula gitmeyi reddetme gerekçesinin ise örgütün kadın-erkek eşit eğitim anlayışını reddetmesi olduğu belirtildi. İddianamede ayrıca, örgüt ideolojisine göre görev yapmayan asker, polis, hâkim ve yöneticilerin “kâfir” olarak görüldüğü ve öldürülmeleri gerektiğine inanıldığına yer verildi. Bomba yapımı konusunda eğitim almış Savcılığa göre Bigül, IŞİD tarafından bomba yapımı konusunda eğitim aldı. Saldırıda kullanılan el bombalarının yapımında gerekli malzemelerin anne ve babasının yardımıyla temin edildiği, babanın sağladığı av tüfeği ve “dom dom kurşunu” fişeklerin de yine aile desteğiyle edinildiği kaydedildi. Hedefte Sertab Erener konseri de vardı İddianamede, Bigül’ün Haziran 2025’te İzmir Fuarı’nda düzenlenen Sertab Erener konseri, Balçova’daki bazı barlar ve polis merkezine saldırı planladığı belirtildi. Ancak örgüt talimatı doğrultusunda diğer hedeflerden vazgeçerek Salih İşgören Polis Merkezi Amirliği’ni seçtiği ifade edildi. Savcılık, saldırının IŞİD ideolojisi doğrultusunda planlı ve hazırlıklı şekilde gerçekleştirildiğini, anne ve babanın da sağladıkları destekle bu eylemde doğrudan rol aldığını vurguladı. (Haber Merkezi)
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 12:00 PM
Hastanelerin ‘çok tehlikeli’ iş yeri sınıfından ‘tehlikeli’ iş yeri sınıfına indirilmesi hazırlığına sağlık emekçileri tepkili: “Alınmayan önlemler nedeniyle… https://www.evrensel...
Hastanelerin risk sınıfını düşürme hazırlığı | SES: ‘Çok tehlikeli’ olduğunu ölerek öğrendik
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+) Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, hastaneleri ‘çok tehlikeli’ iş yeri sınıfından ‘tehlikeli’ işyeri sınıfına indirmek için düzenleme hazırlığında. Ağır çalışma koşulları, sağlıkta şiddet ve pandemide yüzlerce sağlık emekçisi yaşamını yitirmesine rağmen bakanlığın sağlık kurumlarının iş sağlığı ve güvenliği konusunda daha da geriye götürecek düzenleme peşinde olmasına tepki var. Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES)’ten yapılan açıklamada, bakanlığın hastanelerin iş sağlığı ve güvenliği konularıyla ilgili sistemsel ve mevzuat düzenleme çalışmaları yaptığının sehven öğrenildiğine dikkat çekilerek “Çünkü çalışanların temsilcileri yani sendikaları, meslek örgütleri yok sayılıyor. Bizleri dışarıda bırakanlar sermayeyi temsil eden tüm kurum ve kuruluşlarla politika ve tutum belirliyor. İş kazalarının ve işçi cinayetlerinin hız kesmeden devam etmesine göz yumman bir Çalışma Bakanlığı var karşımızda” denildi. “Meslektaşlarımız alınmayan önlemlerden öldü” Her mevzuat değişikliğinde mücadeleyle kazanılan hakların birer birer budanmasına, ortadan kaldırılmasına tanık olunduğu hatırlatılarak “Şimdi de bakanlığın hastaneleri ‘çok tehlikeli’ sınıftan ‘tehlikeli’ sınıfa indireceğine dair bir düzenlemenin peşinde. Bizler, Ersin Arslan’ı, Zafer Açıkgözoğlu’nu, Ekrem Karakaya’yı, pandemide ve 6 Şubat depreminde yitirdiklerimizi, psikolojik şiddete uğrayarak tükenen ve hayatına son veren genç sağlık emekçilerini ‘çok tehlikeli olan’, sağlık üretenleri bile koruyamayan çalışma ortamları olan hastanelerde, alınmayan önlemler nedeniyle kaybettik. Güvercin tedirginliğiyle, yüreği pır pır ederek sabah mesaiye ya da nöbete gelen her sağlık emekçisi, hastanelerin ‘çok tehlikeli’ çalışma ortamları olduğunu yaşayarak ve deneyimleyerek öğrendi” ifadelerine yer verildi. “Bunun adı vicdansızlıktır” 7/24 sürekli hizmet üretilen; kimsayal maddeler, radyasyon, radyoaktif madde, hatta ve hatta pompalı tüfekler, palalar gibi silahlarla donanmış vandalların şiddetine maruz kalan sağlık emekçilerinin çalıştığı yerlere ‘çok tehlikeli değil’ demenin vicdansızlık olduğuna işaret edildi. Birgün bile gece çalışmamış, makam odalarındaki sıcak koltuklarında politika ve tutum belirleyen bürokratların iki dudağından çıkan kelimelere yaşamlarını teslim etmeyeceklerine vurgu yapılarak “Alınmayan önlemler nedeniyle yitirdiğimiz çalışma arkadaşlarımızın anısına saygı duymak yetmez. Onlara ‘yaşamak ve yaşatmak istiyoruz’ sözümüz var. Bu sözün gereğini yapmak zorundayız ve bu nedenle Bakanlığın işçi sağlığı ve güvenliği ile ilgili mevzuatta aleyhimize olacak düzenlemelerine karşı durmak için tüm sendikaları, meslek örgütlerini SES çıkarmaya, davet ediyoruz” çağrısı yapıldı.
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 12:00 PM
Dardanos Orman Kampı'nın satışına karşı imza kampanyası. Emekçinin tatil ve dinlenme hakkı gasbediliyor Özer Akdemir'in haberi https://www.evrensel...
Dardanos Orman Kampı'nın satışına karşı imza kampanyası: Emekçinin tatil ve dinlenme hakkı gasbediliyor
Dardanos Orman Eğitim Kampı’nın Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na devredilerek satışa çıkarılmasına karşı yurttaşlar imza kampanyası başlattı, satışın kamu yararına aykırı olduğu vurgulandı. Fotoğraf: Kazdağları Ekoloji Platformu Çanakkale — Çanakkale’nin en önemli kamusal alanlarından biri olan Orman Genel Müdürlüğü'ne ait Dardanos Orman Eğitim Kampı’nın Özelleştirme İdaresi Başkanlığı’na devredilerek satışa çıkarılmasına yönelik tepkiler ve mücadele devam ediyor. Uzun yıllardır eğitim, dinlenme ve sosyal amaçlarla kullanılan bu alanın satılmasına karşı çıkan yurttaşlar, söz konusu işlemin derhal iptal edilmesi için bir imza kampanyası başlattı. Hazırlanan metinde, bu satışın kamu yararına açıkça aykırı olduğu ve halkın denize erişim hakkının elinden alınacağı vurgulanıyor. Kamp iki yıl önce yenilenmişti Kamp alanının sadece bir dinlenme tesisi değil, aynı zamanda orman yangınlarıyla mücadele ve hizmet içi eğitimler için kritik bir merkez olduğunun belirtildiği imza metninde, özellikle Tarım ve Orman çalışanları için hayat pahalılığı karşısında aileleriyle birlikte dinlenebildikleri sınırlı sosyal alanlardan biri olan bu tesisin özelleştirilmesinin, emekçilerin sosyal haklarının gaspı anlamına geleceği ifade ediliyor. Kampın yaklaşık iki yıl önce Orman Genel Müdürlüğü tarafından yüksek miktarda kamu kaynağı harcanarak yenilendiğinin hatırlatıldığı metinde, yatırımın karşılığı alınmadan satışa çıkarılmasının açık bir kamu zararına yol açtığına dikkat çekiliyor. Kamusal statü devam etsin Hukuki açıdan da eleştirilen satış kararının, Anayasa’nın ormanların korunması ve kıyıların kamu yararına kullanılması ilkeleriyle çeliştiği dile getiriliyor. İmza kampanyasına katılan vatandaşlar, bölgedeki ekolojik dengenin korunması ve alanın halkın kullanımına açık kamusal statüsünün devam etmesi talebiyle yetkililere sesleniyor. Halk, kıyı ekosistemi ve yeşil alan bütünlüğü için kritik öneme sahip olan bu bölgenin ticari rant amacıyla feda edilmemesi gerektiğini vurgulayarak satış işlemlerinin durdurulmasını istiyor.
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 11:25 AM
İsrail'e silah satan Leonardo şirketiyle ortak olan Baykar, İtalya'da SİHA üretiminin başladığını duyurdu https://www.evrensel...
İsrail'e silah satan Leonardo'yla ortak olan Baykar, İtalya'da SİHA üretiminin başladığını duyurdu
Baykar'ın Genel Müdürü Haluk Bayraktar, İtalya'da SİHA üretiminin başladığını duyurdu. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın damadı Selçuk Bayraktar'ın şirketi olan Baykar, İsrail'e silah satan Leonardo şirketiyle kurduğu ortaklık nedeniyle tepki çekmişti. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın damadı Selçuk Bayraktar'ın şirketi Baykar'ın Genel Müdürü ve Piaggio Aerospace Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Bayraktar, şirketin üretim kapasitesini artırma planlarını ve Avrupa pazarına yönelik yeni stratejilerini açıkladı. Baykar'ın İtalya'nın 140 yıllık havacılık devi Piaggio Aerospace'i satın alma sürecini hatırlatan Bayraktar, "İtalya'da SİHA üretimi başlıyor" dedi. Yeni girişimler üzerinde çalıştıklarını ifade eden Bayraktar, bunlardan en dikkat çekeni olarak drone üretimini işaret etti. Bayraktar, "Bunlardan biri de Piaggio tesislerinde İHA üretimi. Tesisler harika ve büyük. İHA üretimini Piaggio tesislerine taşımak için yeterli kapasitemiz var" diyerek SİHA'ların İtalya'da üretileceğini söyledi. Leonardo ile ortaklık Bayraktar, Leonardo ile devam eden bir "ortak girişim" (joint venture) çalışmaları olduğunu belirterek, "Bu ortak girişim altında Baykar İHA'larını sertifikalandırmayı ve üretimi İtalya'da yerelleştirerek temel olarak Avrupa'nın ihtiyaçlarını karşılamayı planlıyoruz" ifadeleri kullandı. Paris Havacılık Fuarı'nda (Paris AirShow) Baykar ile Leonardo şirketi arasında ortak girişim anlaşması imzalanmıştı. Leonardo, İsrail'e silah satışı nedeniyle son yıllarda protesto eylemleriyle karşılaşıyordu.
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 11:18 AM
Gözaltına alınmıştı: Oktay Kaynarca'dan kamuoyuna açıklama https://www.evrensel...
Gözaltına alınmıştı: Oktay Kaynarca'dan kamuoyuna açıklama
Ünlülere yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alınan Oktay Kaynarca, “Alnım açık, başım dik” dedi. Ünlü isimlere yönelik yürütülen soruşturma kapsamında gözaltına alınan oyuncu Oktay Kaynarca’dan ilk açıklama geldi. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçlar Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturma kapsamında, “kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde bulundurmak”, “uyuşturucu kullanılmasını kolaylaştırmak”, “fuhşa teşvik, aracılık veya yer temin etmek” ile “kumar oynanması için yer ve imkân sağlamak” suçlamalarıyla 6 şüpheli gözaltına alındı. Gözaltına alınanlar arasında oyuncu Oktay Kaynarca ve şarkıcı Emel Müftüoğlu’nun da bulunduğu öğrenildi. Gözaltı haberlerinin ardından Oktay Kaynarca’dan kısa bir açıklama geldi. Birsen Altuntaş’ın aktardığına göre Kaynarca, “Alnım açık, başım dik” ifadelerini kullandı. Kaynarca ayrıca, Adli Tıp Kurumundan çıkacak sonuçların ardından kamuoyunun bilgilendirileceğini belirterek, uzun yıllardır uyuşturucuyla mücadele ettiğini ve bu alanda yürütülen yasal çalışmaları desteklediğini vurguladı.
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 11:17 AM
Samsun Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün tahliye talebine tepki gösteren Pervane Medresesi esnafı, buradaki iş yerlerinin tek geçim kaynakları olduğunu belirterek kış… https://www.evrensel...
Sinop Pervane Medresesi esnafına tahliye dayatması: “Kadınları iki ayda kapının önüne koyuyorlar”
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+) Sinop — Samsun Vakıflar Bölge Müdürlüğü, “onaylı projeye aykırı uygulamaların tespit edildiği” gerekçesiyle Sinop’taki Pervane Medresesi esnafından işletmelerini boşaltmalarını istemişti. Pervane Medresesi esnafı ise kendilerinin tek geçim kaynaklarının buradaki iş yerleri olduğunu ve sebepsiz yere çıkartılmak istendiklerini söyledi. Sinop Pervane Medresesi esnafı Elmas Aydın, şöyle konuştu: "Buranın Sinop halkına ait olduğunu düşünüyorum. Ben 7 yıldır buradayım, bu çarşıda Sinop’un tanıtımı ve yöresel el sanatlarını tanıtmak adına bütün hanım arkadaşlarımla emek veriyoruz. Ancak bu yıl, yaklaşık 3,5 aydır usulsüz bir şekilde buradan çıkartılmamız konusunda mücadele veriyoruz. Burada verdiğimiz mücadele, çok büyük paralar kazandığımız için değil; Sinop’taki bu turizm lokasyonunun elimizden gitmemesi, kaybolmaması ve Sinop’un böyle güzel bir yeri kaybetmemesi içindir. Burası çünkü Sinop’un tek çarşısı, tek hanımeli çarşısıdır. Buraya gelen ev hanımından ilkokul öğrencisine, profesöründen yetkilisine, milletvekiline kadar tüm insanların toplandığı, tanıştığı, sohbet ettiği ve birlikte aynı şartlar altında çay içip sohbet ettiği bir ortamdır. Burayı kaybetmek üzereyiz. Bizim mağduriyetimiz zaten ortada. Kış gününde vakitsiz ve usulsüz bir şekilde buradan çıkmamız talep edildi ancak asıl mağduriyet Sinop adına yaşanacak. Sinop çok küçük bir yer. Burada dükkân bulmak çok zor. Dükkanlar bulunsa bile içinde yapılacak emek ve harcamalar yüksek fiyatlara çıkıyor. Zaten dükkan da bulamıyoruz. Kiralar çok yüksek. Hepimiz ayrı ayrı en lüks dükkanları bulsak bile şu lokasyonda yarattığımız etkiyi, sinerjiyi başka yerde yaratamayız. Çünkü burası Sinop’un tek turizm lokasyonu. Buradan hepimiz en lüks yerlere de yerleştirilsek, buradaki atmosferi yakalayamayacağız. Bu durum ekonomik olarak bizi de vurdu. Korkarım gelecekte Sinop’u da vuracak bu ekonomik sıkıntılar." "Ne yapacağımızı bilmiyoruz" Belgin Köklü ise, "Benim ürünlerim buradan Amerika’da, Emine Erdoğan Hanımefendi tarafından sergilendi. Bundan sonra bu ürünlerimi nerede sergileyip nerede yapacağım? Nerede sergileyeceğim? Ayrıca yetiştirdiğim insanlar da var. Benim önüm kesilmek isteniyor. Bize hiç yardımcı olan olmadı. Birilerinin yardım etmesini istiyorum. Çünkü sanatımı bundan sonra devam ettiremeyeceğim. Emine Erdoğan Hanımefendi, benim bu işi devam ettirmem lazım. Bu işin devamını nerede yapabiliriz? Sesimizin duyulmasını istiyoruz. Biz buradan apar topar çıkarılıyoruz. Ne yapacağımızı bilmiyoruz" dedi. Nurcan Yıldırım ise "Medrese esnafı olarak turizme hizmet etmekten, burayı güzel tanıtmaktan başka hiçbir şey yapmadık. Sokak kedilerine bizden daha çok sahip çıktık. Biz her yerde yalnız kaldık. Sesimizin duyulmasını ve bize sahip çıkılmasını istiyorum" diye konuştu. Havva Şeker de "Buradan çıkmak istemiyoruz. Ne yapalım? Yapacak bir şeyimiz yok. Tutunacak dalımız yok; kanadımız yok, aylık yok, yıllık yok. Benim ekmeğim buradan çıkıyor. Evimin kirası 8 bin lira. Ne yapacağım? Şaşırıyorum" ifadelerini kullandı. Banu Kazan ise, "Karda kışta, bu soğuk havalarda bizi işimizden ediyorlar. Hiçbir yerde dükkan bulamıyoruz. Tüm yetkililer ‘arkamızdayız’ dediler ama şu an arkamızda duran hiç kimse yok. O yüzden mağduruz" dedi. "Mağduriyetimizin giderilmesini rica ediyorum" Hicran Özkan, "Bura herkesin gururla gösterebileceği, yaz kış sürekli bütün yetkili amirlerin misafirlerini getirebileceği bir yerken tamamen turizme kapatılması ve bizi buradan dışarıya atmaları, hepimizin çok yalnız kalmasına neden oldu ve bizi gerçekten çok üzdü. Bütün yetkili amirlere sesleniyorum; lütfen yanımızda olun. Sürekli aynı şekilde birçok yere başvurduk ama bir ses duyamadık, yanımızda bir insan göremedik. Artık burası Sinop’a ait olsun ve Sinop’un kalsın istiyorum. El sanatları çarşısı olarak kalsın istiyorum" diye konuştu. Nuriye Özpınar ise "23 yıldır buradayım. Asırlık sandıkta kalan malzemeleri çıkararak kendim üretim yapıyorum. Mağduriyetimizin giderilmesini rica ediyorum" diye konuştu. Reyhan Aklimon da şunları kaydetti: "23 yıldır buradayız. Hiç kimse bu konuda bizimle ilgilenmiyor. Neden olduğunu da bilmiyoruz tabii. Bize ‘çıkın’ diyorlar. Biz kış günü nereye gidelim? Bunu bize önceden belirtmeleri gerekiyordu. Arasak da dükkan yok. Bizim şimdi elimizdeki dükkanımız gidince, bu kış gününde ne yapabiliriz? Bize sadece onu söylesinler. Bize bir iş bulsunlar, bir dükkan göstersinler, biz gidelim. Ama bu da yok." "Buranın esnafı birlikteyken güçlüdür" Reyhan Karaaydın ise "Vakıflar Bölge Müdürlüğü sudan bahaneler sunarak bizi buradan çıkarmak istiyor. 23 yıldır buraya çok büyük emekler verdik. Turizme katkıda bulunduk. Eskiden böyle bir mekan yoktu. Bu kadar kadını bir anda, iki ay içinde kapının önüne koyuyorlar. Ekmeklerinden ediyorlar. Lütfen ellerini vicdanlarına koyup bizlere yardımcı olsunlar, vicdanlı olsunlar" diye konuştu. Melike Yılmaz ise şunları söyledi: "Buranın esnafı birlikteyken güçlüdür. Burayı dağıttıklarında, buradaki kadınları başka yerlere gönderdiklerinde hepsi kendisini tek tek ifade etmeye çalışacak ve bu mümkün olmayacak. Buranın boşaltılması sürecinde Vakıflara gidip konuştum. Burayı aslında uygun bir şekilde medrese olarak kullanmak istiyorlarmış. Halbuki medreseler 1924 yılında kapatıldı. Artık okullarda eğitim veriliyor. Aslında uygun kullanmak istedikleri yer, şu anda bir turizm lokasyonudur ve projesi de bu şekilde çizilmiştir. Yaptıkları şey yanlıştır. Kararlarından dönmeleri için elimizden geleni yaptık ama dönmüyorlar. Hukuki süreçlerimizi de başlattık. Ancak kapılar yüzümüze birer birer kapanmaya devam ediyor. Umarım yanlışlarından dönerler, buradaki insanların seslerini duyarlar. Yerel yöneticilerin, her partiden, daha çok yanımızda olmalarını bekliyoruz açıkçası. Sivil toplum kuruluşlarının hemen hemen hepsi yanımızda. Umarım kararlarından geri dönerler." (ANKA)
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 11:15 AM
Aziz Yıldırım'dan Bebek Otel açıklaması https://www.evrensel...
Aziz Yıldırım'dan Bebek Otel açıklaması
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+) Eski Fenerbahçe Başkanı Aziz Yıldırım, Gazeteci Özlem Gürses’in YouTube yayınında Bebek Otel’le ilgili bir haber sırasında fotoğrafının kullanılmasına tepki göstererek, söz konusu görselin alakasız ve yanlış olduğunu söyledi. Yıldırım, "20 yılı aşkın süredir Bebek Otel’de bulunmadığını" vurgulayıp "basın mensuplarını daha dikkatli ve sorumlu davranmaya" çağırdı. Aziz Yıldırım, Yıldırım Teyit adlı sosyal medya hesabından açıklamada bulundu. Yıldırım, Gazeteci Özlem Gürses'in YouTube yayınında kendisinin fotoğrafını kullanarak Bebek Otel'le ilgili açıklamalarda bulunmasına ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Sayın Özlem Gürses’in dijital medya kanallarında, fotoğrafım alakasız bir biçimde kullanılarak, Bebek Otel’le ilgili bir haberin içerisinde yer almıştır. Ben 20 yılı aşkın bir süredir Bebek Otel’de bulunmadım. Dolayısıyla bahse konu haberdeki fotoğrafımın kullanımı yersiz ve yanlıştır. Sayın Özlem Gürses nezdinde tüm basın dünyasından ricam, haberlerinizi yaparken çok daha dikkatli ve sorumlu davranmanızdır."
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 11:01 AM
ABD'nin yaptırımı satışa sürükledi: Aytemiz Akaryakıt, Tatneft'ten TNCI Holdinge devredildi https://www.evrensel...
ABD'nin yaptırımı satışa sürükledi: Aytemiz Akaryakıt, Tatneft'ten TNCI Holdinge devredildi
Türkiye'nin dört bir yanında 800'ü aşkın istasyonuyla güçlü bir dağıtım ağına sahip olan Aytemiz Akaryakıt Dağıtım AŞ yeniden el değiştirdi. 2023 yılında Doğan Holdingden Rus enerji devi Tatneft'e satılan şirketin kontrolü, bu kez Tataristan Özerk Cumhuriyeti merkezli yatırım gruplarından TNCI Holdinge geçti. Gerçekleştirilen devir işleminde satış tutarına ilişkin herhangi bir açıklama yapılmadı. "İlk somut satış örneği" Gelişmeyi X hesabı üzerinden duyuran Gazeteci Olcay Aydilek, Tatneft'in Aytemiz'i elden çıkarmasını, ABD'nin Rus enerji şirketlerine uyguladığı uluslararası yaptırımlarla ilişkilendirdi. Aydilek, bu işlemin "ABD yaptırımları sonrasında Türkiye piyasalarına yansıyan ilk somut satış örneği" olduğuna dikkat çekti. Akaryakıt devi satıldı. ABD yaptırımları sonrasında ilk satış... Rus devi TAFNEFT'in hisselerinin tümünü kontrol ettiği Aytemiz Akaryakıt Dağıtım AŞ, Tataristan Özerk Cumhuriyeti yatırım gruplarından TNCI Holding'e satıldı. Satış bedeli açıklanmadı. Aytemiz'in, 840 bayi bulunuyor pic.twitter.com/O5n0BlCJM3 — Olcay aydilek (@olcay_aydilek) January 13, 2026 Aytemiz Akaryakıt, 2023 yılında Doğan Holdingin hisselerini devretmesiyle yaklaşık 336 milyon dolar bedelle Rusya'nın en büyük petrol şirketlerinden Tatneft'in bünyesine katılmıştı. Bugünkü satışla birlikte hisseler, Tatneft'ten yine Tataristan bağlantılı bir yapı olan TNCI Holdinge geçmiş oldu. ABD Hazine Bakanlığı, 2025 yılının ekim ayında yaptığı açıklamada, Rusya’nın iki büyük petrol şirketi Rosneft ve Lukoil ile iştiraklerini yaptırım listesine eklediğini duyurmuştu. (Ekonomi Servisi)
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 10:48 AM
Savcılık ifadesi ortaya çıktı. Selen Görgüzel, Kuzey Kıbrıs tatiline Emel Müftüoğlu’nun yönlendirmesiyle gittiğini öne sürdü https://www.evrensel...
Savcılık ifadesi ortaya çıktı: Selen Görgüzel'den Emel Müftüoğlu detayı
İstanbul’da ünlü isimlere yönelik soruşturma kapsamında gözaltına alındıktan sonra adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Selen Görgüzel’in savcılık ifadesine ulaşıldı. Görgüzel, Kuzey Kıbrıs’a yapılan tatilde uyuşturucu kullanmadığını ve kimseyi fuhşa teşvik etmediğini savunurken, söz konusu tatile Emel Müftüoğlu’nun yönlendirmesiyle gittiğini öne sürdü. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçları Soruşturma Bürosu tarafından yürütülen soruşturmada şüpheli sıfatıyla ifadesi alınan Görgüzel’e, savcılıkta Rabia Karaca ile özel uçakta çekilmiş bir fotoğraf gösterildi. Görgüzel, fotoğraftaki uçağa Kıbrıs tatilinin dönüşünde bindiğini belirterek, “Bu tatile beni Emel Müftüoğlu gönderdi” dedi. Tatil sırasında Müftüoğlu’nun kumar oynamak için Murat Gülibrahimoğlu’ndan casino çipi aldığını iddia eden Görgüzel, Müftüoğlu ile Gülibrahimoğlu’nun yüksek meblağlarda kumar oynadıklarını ileri sürdü. İfadesinde, tatilde başka kişilerin de bulunduğunu ancak isimlerini hatırlamadığını söyleyen Görgüzel, “Hatırladığım bir olayda Gülibrahimoğlu ve yanındaki kızlar özel bir odaya geçerek kumar oynamaya devam etti” dedi. Kimseyi fuhşa teşvik etmediğini vurgulayan Görgüzel, “Emel Müftüoğlu benim üzerimden para kazanmış olabilir ancak ben bu kişiden herhangi bir para almadım” ifadelerini kullandı. Dönüşte bindiği özel jetin Ekrem İmamoğlu’na ait olduğunu sonradan öğrendiğini öne süren Görgüzel, “Bunun İmamoğlu’nun özel jeti olduğunu bilseydim kullanmazdım” dedi. Uçakta kapalı bir odaya girmediğini ve uyuşturucu kullanmadığını savunan Görgüzel, genç kadınların arka odaya sık sık gitmesi üzerine onları uyardığını belirterek, “Yazık değil mi, kendinizi kullandırıyorsunuz dedim. Bu kadınların uçağa kim tarafından gönderildiğini bilmiyorum” şeklinde konuştu. Ne olmuştu? İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Kaçakçılık, Narkotik ve Ekonomik Suçları Soruşturma Bürosu’nca başlatılan soruşturma kapsamında gözaltına alınan 6 kişi, sağlık kontrollerinin ardından Çağlayan’daki İstanbul Adliyesi’ne sevk edilmişti. Savcılık, Ayşe Tarım, Ayşe Sağlam, Burak Fahri Yön ve Ceren Alper’i tutuklama talebiyle sulh ceza hakimliğine sevk ederken, Nilüfer Batur Tokgöz ve Selen Görgüzel hakkında adli kontrol uygulanmasını istemişti. Sulh ceza hakimliği, Tarım, Sağlam ve Alper’in tutuklanmasına karar verirken; Yön, Tokgöz ve Görgüzel hakkında adli kontrol tedbiri uygulanmasına hükmetmişti. (AA)
www.evrensel.net
January 13, 2026 at 10:40 AM