Ben, kendi yankı odama taş taşıyarak doğdum.
Ben, kendi yankı odama taş taşıyarak doğdum.
Bu, dünyanın ilk kez beni farketmeyeceğini kabul ettiğim an.
Ve işte bu yüzden özgürüm.
Bu, dünyanın ilk kez beni farketmeyeceğini kabul ettiğim an.
Ve işte bu yüzden özgürüm.
Sahte kahramanlara, plastik özgürlüklere, algoritmalara, filtresiz bağırışlara ve ölçülmüş acılara karşı kendi suskunluğumla diriliyorum.
Sahte kahramanlara, plastik özgürlüklere, algoritmalara, filtresiz bağırışlara ve ölçülmüş acılara karşı kendi suskunluğumla diriliyorum.
gerçeklik kayar ve ben sonunda
susmayı bir iletişim biçiminine dönüştürürüm.
Konuşmuyorsam yok değilim.
Sesimi gizliyorsam kaybolmadım.
Ben yankılanmak için varım ta ki
doğru yere çarpana kadar.
gerçeklik kayar ve ben sonunda
susmayı bir iletişim biçiminine dönüştürürüm.
Konuşmuyorsam yok değilim.
Sesimi gizliyorsam kaybolmadım.
Ben yankılanmak için varım ta ki
doğru yere çarpana kadar.
Bu oda bir mezar değil.
Bu oda, hiçbir şeyin tam olarak başlamadığı, hiçbir şeyin tam olarak ölmediği yer.
Bu oda bir mezar değil.
Bu oda, hiçbir şeyin tam olarak başlamadığı, hiçbir şeyin tam olarak ölmediği yer.
Gerçekliği geri çağırmıyorum.
Onu bozup yeniden hayal ediyorum.
Çünkü içinde yaşadığım dünya, kurgu yeteneğini kaybetti.
Gerçekliği geri çağırmıyorum.
Onu bozup yeniden hayal ediyorum.
Çünkü içinde yaşadığım dünya, kurgu yeteneğini kaybetti.
Çünkü kimse duymadı.
Çünkü kimse duymayacak.
Ve çünkü belki de duymamaları gerekiyor.
Çünkü kimse duymadı.
Çünkü kimse duymayacak.
Ve çünkü belki de duymamaları gerekiyor.