#DenizBilimleri
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Su Ürünleri Yetiştiriciliği Bölümü'nün projesiyle nesli kritik tehlike altında bulunan Pinna nobilis türü Çanakkale Boğazı'nın derinlikleri santim santim… #Çanakkale #PinnaNobilis #SuÜrünleri #DenizBilimleri #DoğaKoruma
Türkiye'nin nesli tehlike altındaki canlıları boğazda hayat buldu
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Su Ürünleri Yetiştiriciliği Bölümü'nün projesiyle nesli kritik tehlike altında bulunan Pinna nobilis türü Çanakkale Boğazı'nın derinlikleri santim santim ölçülerek yeniden doğal yaşam alanlarına yerleştiriliyor.
www.haber3.com
January 17, 2026 at 10:59 AM
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Anıl Odabaşı, Türkiye'nin 25 tatlı su havzasında yürüttüğü çalışmalarla 13 yılda 29 endemik türü literatüre… #Çanakkale #DenizBilimleri #EndemikTürler #ProfDşanılOdabaşı #TatlıSuHavzaları
Çanakkale'de bir profesör 13 yılda tam 29 farklı yeni türü literatüre kazandırmayı başardı
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Deniz Anıl Odabaşı, Türkiye'nin 25 tatlı su havzasında yürüttüğü çalışmalarla 13 yılda 29 endemik türü literatüre kazandırmayı başardı.
www.haber3.com
January 7, 2026 at 11:36 AM
Güncel News press Türkiye'de ilk kez görüldü! Uzmanı açıkladı: Tropikleşmenin sonucu #Tropikleşme #DenizBilimleri #YeniKeşif #YengeçTürü #LiomeraRugipes
Türkiye'de ilk kez görüldü! Uzmanı açıkladı: Tropikleşmenin sonucu
İSTE Deniz Bilimleri ve Teknolojisi Fakültesi Deniz Bilimleri Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahir Özcan, İskenderun Körfezi'nde yaptıkları bilimsel çalışmalarda rastladıkları bulgulara ilişkin açıklamalarda bulundu. Özcan, körfezde yeni bir yengeç türünün tespit edildiğini kaydetti. Hint-Pasifik kökenli Liomera rugipes isimli kırmızımsı mor renkte, oluklu bir yengeç türünün körfezde ilk kez görüldüğünü anlatan Özcan, bu bulgunun Akdeniz’de son yıllarda hız kazanan 'tropikleşme' sürecinin somut göstergelerinden biri olduğuna dikkat çekti. Prof. Dr. Tahir Özcan, bu yıl içerisinde Türkiye kıyıları için ilk kez kaydedilen Liomera rugipes adlı yengeç türünün yanı sıra, daha önce Antalya Körfezi kıyılarında bildirilen bir başka yabancı türün varlığının da yeniden kayıt altına alındığını hatırlatarak, "Kıyılarımızda rapor edilen yabancı türlerin büyük bölümünün Hint-Pasifik kökenli, bu türlerin çoğunlukla Süveyş Kanalı ya da deniz trafiği yoluyla Akdeniz’e giriş yaptığını söyleyebilirim. Dörtyol ve Karataş bölgesinde balıkçı ağlarına takılarak ilk kez tespit ettiğimiz bu Liomera rugipes adlı yengeç türü elimize iki bireyi geçti. 2 santimetre büyüklüğünde popülasyonunda artacağını tahmin ediyoruz. Bilimsel kayıtlarımıza da girmiş bulunuyor" dedi. TÜRKİYE DENİZLERİNE 45 YABANCI YENGEÇ VE KARİDES TÜRÜ GİRDİ Prof. Dr. Özcan, Türkiye denizlerine şu ana kadar 45 yabancı yengeç ve karides türünün giriş yaptığının rapor edildiğini belirterek, “Özellikle Akdeniz limanlarındaki yoğun deniz trafiği, Türkiye kıyılarının Süveyş Kanalı’na yakınlığı ve artan deniz suyu sıcaklıklarının, yabancı türlerin başta İskenderun Körfezi olmak üzere Doğu Akdeniz kıyılarına yerleşmesini ve yoğun popülasyonlar oluşturmaya devam ediyor. Akdeniz, tarihsel olarak benzeri görülmemiş bir tropikleşme dönüşümü yaşıyor. Günümüzde Akdeniz’de binden fazla yabancı tür tespit edildi. Her yıl ortalama 4-7 yeni yabancı tür raporlanıyor ve bu türlerin yaklaşık yarısı kalıcı popülasyonlar oluşturuyor. Özellikle Levant Denizi kıyısında yer alan İskenderun, Mersin ve Antalya körfezleri bu süreçten en fazla etkilenen bölgeler" diye konuştu.  Kaynak: HABER7.COM #ESHAHABER.COM.TR #haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
www.eshahaber.com.tr
December 16, 2025 at 8:03 AM
Güncel News press Marmara'da endişelendiren tespit: 1 milyon 600 bin kişi tehlike altında! #Marmara #iklimdeğişikliği #çevrekrizi #denizbilimleri #kıyıkoruma
Marmara'da endişelendiren tespit: 1 milyon 600 bin kişi tehlike altında!
Son yıllarda iklim değişikliği ve çevre faktörleri nedeniyle yaşanan krizler araştırmaların bu yönde artmasını da beraberinde getiriyor. İstanbul Üniversitesi Deniz Bilimleri ve İşletmeciliği Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Cem Gazioğlu ve Öğretim Üyesi Prof. Dr. Gürcan Büyüksalih'in, Singapur Nanyang Teknoloji Üniversitesinden Yochi Okta Andrawina ile Endonezya Diponegoro Üniversitesinden Prof. Dr. Helwis Liufandy ile yaptığı araştırmada, Marmara Denizi kıyılarının iklim değişikliği karşısındaki kırılganlığı ortaya konuldu.  ARAŞTIRMA DERGİDE YAYIMLANDI  Araştırma, Journal of Coastal Conservation dergisinde geçen ay yayımlandı.Stanford Üniversitesinin Doğal Sermaye Projesi kapsamında geliştirdiği "InVEST Kıyı Kırılganlık Modeli" kullanılan araştırmada, Marmara Denizi'nin yarı kapalı yapısı ilk kez detaylı incelendi.  Araştırmaya göre, bölgede fırtına, kıyı erozyonu ve deniz seviyesinin yükselmesi nedeniyle ciddi kayıplar yaşanabilir. Bu nedenlerle, Marmara Denizi kıyılarında yaşayan yaklaşık 1,6 milyon kişi yüksek risk altında bulunuyor, kıyı şeridinin yüzde 60'ı orta, yüzde 12'si yüksek riskli kategoride yer alıyor.  EN YÜKSEK RİSK BU NOKTALARDA! İstanbul'un doğu kıyıları, Yalova'nın kuzeyi, Kocaeli'nin güneyi ile Bursa, Balıkesir ve Çanakkale'nin belirli kesimleri en yüksek tehlike seviyelerine sahip. Marmara Denizi kıyılarında risk oranları illere göre farklılık gösteriyor. Kocaeli yüzde 26,5, Yalova yüzde 18,4 ve Bursa yüzde 18,2 yüksek riskli nüfus oranıyla öne çıkarken, İstanbul'da Marmara Denizi kıyısında yaşayan nüfusun yüzde 12,2'si yüksek risk altında yer alıyor. Çanakkale yüzde 11,1 ve Balıkesir yüzde 10,1 daha düşük riske sahipken, Tekirdağ'da bu oran yüzde 16,6 olarak hesaplandı. Bölgesel kırılganlıklara bakıldığında, İstanbul'un doğu kıyılarında deniz seviyesinin yükselmesi ve fırtınalar nedeniyle kıyı taşkınlarının yerleşim alanlarını etkileme tehlikesi bulunuyor. Yalova'nın kuzeyinde erozyon ve kıyı şeridindeki daralma doğal habitatları ve yaşam alanlarını tehdit ederken, Kocaeli'nin güneyinde sanayi yoğunluğu ile nüfus baskısı, fırtına ve taşkın risklerini artırıyor. Bursa, Balıkesir ve Çanakkale'nin belirli kıyı kesimlerinde erozyonun hızlanması ve toprak kaybı öne çıkarken, Tekirdağ ve Çanakkale Boğazı çevresinde ise daha korunaklı kıyı yapısı nedeniyle risk görece düşük oldu. Ayrıca araştırmaya göre, genel olarak Marmara Bölgesi'nde her kıyı kenti için ayrı uyum ve koruma planları hazırlanması gerekiyor. MARMARA'DA ANİ DENİZ YÜKSELMESİYLE RİSK ARTABİLİR Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli'nin (IPCC) farklı emisyon senaryolarının da değerlendirildiği çalışmada, düşük ve orta emisyon senaryolarında risk bugünküyle benzer kalırken, yüksek emisyon senaryosunda Marmara'nın kapalı yapısı nedeniyle bazı bölgelerde kırılganlığın azaldığı görüldü. Araştırmacılar bunun yanıltıcı olabileceğini, uzun vadede daha şiddetli fırtınalar ve ani deniz seviyesi yükselmeleriyle risklerin artacağını vurguladı. Marmara kıyılarının iklim krizinin etkileriyle şimdiden dönüşmeye başladığı görüşüne de yer verildi.  "KIYILAR SAVUNMASIZ, RİSKLER BÜYÜYOR" Prof. Dr. Cem Gazioğlu, araştırmaya ilişkin yaptığı değerlendirmede, Marmara Denizi kıyılarının, iklim değişikliği, deniz seviyesi yükselmesi, kıyı erozyonu ve yoğun insan baskısı karşısında giderek daha savunmasız hale geldiğini söyledi. Bu bölgede doğal kıyıların neredeyse tamamen ortadan kalktığının ve kıyı çizgisinin büyük ölçüde insan müdahaleleriyle şekillendiğinin altını çizen Gazioğlu, "Kıyılar savunmasız, riskler büyüyor, çözüm ekolojik ve bütüncül bakışta." ifadesini kullandı. Gazioğlu, kırılganlığın sadece fiziksel değil, sosyal ve ekonomik boyutlarını da ortaya koyduklarına dikkati çekerek, deniz çayırları, sulak alanlar, kıyı ormanları gibi habitatların korunmasının ve bütünleşik kıyı yönetiminin, bölgesel direncin artırılmasında kritik rol oynadığını vurguladı. Marmara kıyılarında şu an alınacak önlemlerin, gelecekteki felaketleri önleyeceğini belirten Gazioğlu, şöyle devam etti:  "Bugün atılacak adımlar, yarının ekonomik kayıplarını, sosyal krizlerini ve ekolojik yıkımlarını önleyebilir. Marmara Denizi'nin sesi, dünyanın birçok kıyı bölgesiyle aynı noktada birleşiyor. Kıyılar savunmasız, riskler büyüyor, çözüm ekolojik ve bütüncül bakışta. Bu motto, sadece Marmara için değil, tüm kıyı toplumları için geçerli bir çağrıdır."  "MİLYONLARCA İNSAN TAŞKINLARIN TEHDİDİ ALTINDA YAŞIYOR"  Prof. Dr. Gürcan Büyüksalih de Marmara Denizi'nde gözlenen bu tablonun yalnızca Türkiye'ye özgü olmadığına kaydetti. Bengal Körfezi'nden Florida kıyılarına, Hollanda deltalarından Pasifik ada devletlerine kadar kıyı bölgelerinin benzer risklerle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Büyüksalih, "Küresel ölçekte milyonlarca insan, yükselen deniz seviyeleri ve fırtına kaynaklı taşkınların tehdidi altında yaşıyor. Bu nedenle yerel çözümler, aynı zamanda küresel bir sorumluluğun parçası haline geliyor." diye konuştu. Kaynak: HABER7.COM #ESHAHABER.COM.TR #haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
www.eshahaber.com.tr
September 27, 2025 at 1:43 PM
Güncel News press NASA uydusundan heyecan veren keşif! Okyanus tabanında binlerce 'gizli dağ' #NASA #SWOT #OkyanusKeşfi #DenizBilimleri #UzayAraştırmaları
NASA uydusundan heyecan veren keşif! Okyanus tabanında binlerce 'gizli dağ'
SWOT uydusunun, okyanus yüzeyindeki milimetrik değişimleri kullanarak deniz altındaki dağlık yapıları ortaya çıkardığı bildirildi. 100 BİNDEN FAZLA DAĞ! NASA’nın SWOT (Yüzey Suyu ve Okyanus Topografyası) uydusu, Dünya okyanuslarının daha önce hiç görülmemiş ayrıntılarını ortaya çıkardı. Uydu, okyanus yüzeyindeki milimetrik yükseklik değişimlerini kullanarak deniz tabanındaki 100 binden fazla bilinmeyen dağ ve tepeyi haritaladı. Bilim dünyası, Ay’ın yüzeyini Dünya’nın okyanus tabanından daha ayrıntılı şekilde haritaladı. Ancak NASA ve Fransız Uzay Ajansı CNES'in ortak projesi olan SWOT uydusu bu durumu değiştirmeye başladı. Okyanus tabanının doğru şekilde haritalanması; güvenli deniz taşımacılığından, iletişim kablolarının döşenmesine, derin deniz akıntılarından levha tektoniğine kadar birçok alanda kritik önem taşıyor. Deniz altı dağları ve abisal tepeler gibi jeolojik yapılar, derin okyanuslardaki ısı ve besin akışını etkileyerek deniz canlılarının yaşam alanlarını şekillendiriyor. 44 BİN DAĞ BİLİNİYORDU! SWOT uydusu, yeryüzünün yaklaşık yüzde 90’ını her 21 günde bir tarayabiliyor. Uydu, deniz yüzeyinde birkaç santimetreyi bulan değişimleri belirleyerek, bu farklılıkların altında yatan yapıları tespit edebiliyor. Jeofizikçi David Sandwell ve ekibi, bir yıllık SWOT verilerini kullanarak deniz altındaki dağlık bölgeleri detaylı biçimde haritaladı. Harita üzerinde mor renk, deniz tabanındaki çöküntüleri, yeşil ise daha yüksek kütleli dağlık bölgeleri gösteriyor. Daha önceki uydu gözlemleri, yalnızca 1 kilometre yüksekliğindeki büyük dağları tespit edebiliyordu. SWOT sayesinde bu sınır 500 metreye kadar indi. Böylece bilinen deniz altı dağlarının sayısı 44 binden 100 bine çıktı. Araştırmacılar, SWOT verilerinden elde edilen mevcut bilgilerin büyük kısmını çıkardıklarını, şimdi bu yapıların derinliğini hesaplamaya odaklandıklarını söylüyor. Bu çalışma, uluslararası bilim topluluğunun 2030 yılına kadar tüm okyanus tabanını sonar ile haritalama hedefine büyük katkı sağlayacak.#ESHAHABER.COM.TR #haber #gündem #sondakika #news #press #worldnews
www.eshahaber.com.tr
April 9, 2025 at 3:07 PM
Güncel News press Çin'den denizaltı uzay istasyonu projesi: Çin, Güney Çin Denizi'nin 2 bin metre derinliğinde konumlanacak "denizaltı uzay istasyonu" projesine onay verdi.

Araştırma istasyonunun yaklaşık 2030 yılında hizmete gireceği… #Çin #denizaltı #uzayistasyonu #GüneyÇinDenizi #denizbilimleri
Çin'den denizaltı uzay istasyonu projesi
Çin, Güney Çin Denizi'nin 2 bin metre derinliğinde konumlanacak "denizaltı uzay istasyonu" projesine onay verdi. Araştırma istasyonunun yaklaşık 2030 yılında hizmete gireceği ve metan hidrat ile nadir minerallerin keşfi için kullanılacağı kaydedildi.…
www.eshahaber.com.tr
March 20, 2025 at 10:17 AM