“Hasta tutuklu Enver Yanık tahliye edilsin”
Yazıyı Küçült (-) Yazıyı Büyüt (+)
İzmir – Menemen R Tipi Kapalı Cezaevinde kalan 58 yaşındaki Enver Yanık Wernike-Korsakof ve hidrosefali gibi hastalıkları bulunmasına rağmen tek başına kalıyor. Bu durumun yaşamı için ciddi riskler oluşturduğunu belirten Yanık’ın ailesi ve avukatları, Enver Yanık ve onun durumunda olan çok sayıdaki mahpusun tahliye edilmesini talep ediyor.
90’lı yıllarda birçok kez tutuklanan Enver Yanık, 1996 yılındaki ölüm oruçlarından sonra Wernike-Korsakoff hastalığına yakalandı, böbreklerinde ve kalbinde de rahatsızlıklar gelişti. Ulucanlar Cezaevi’nde başına aldığı darbeler nedeniyle hidrosefali hastası da olan Yanık, 2003 yılında sağlık durumu dolayısıyla Adli Tıp Kurumu Raporu ile serbest bırakıldı.
2003 yılından beri tutuksuz yargılandığı davadan 2024 yılında ağırlaştırılmış müebbet cezası alan Yanık, tutuklanarak Kırıklar 1 No’lu F Tipi Cezaevine gönderildi. Yanık’ın davası üst mahkemede sürüyor. Kırıklar’da tutulduğu sırada adil yargılanma talebi ile bir ay süren bir açlık grevi daha gerçekleştiren Yanık’ın sağlık durumu giderek ağırlaştı ve yaklaşık iki ay önce Menemen R Tipi (Rehabilitasyon Tipi) Hapishaneye sevk edildi. Ailesinin vermiş olduğu bilgiye göre şu anda tek başına yürüyemediği için tekerlekli sandalye kullanıyor. Hızlı bir şekilde kilo kaybediyor ve günlük ihtiyaçlarını tek başına karşılayamıyor. Hafızası kötü durumda olduğu için günlük notlar tutması gerekiyor.
“Havalandırma hakkı olmasına rağmen yararlanamıyor”
Enver Yanık’ın avukatı Firdevs Avşar, Yanık’ın, hasta tutuklu olması nedeniyle gün boyu havalandırma hakkının bulunduğunu ancak bu haktan yararlanamadığını ifade etti. “Yanık, kendisine ait havalandırması olmayan bir hücrede tutuluyor. Günde yalnızca 1 saat, hücresinin bulunduğu bloktan başka bir yerdeki havalandırma alanına götürülüyor. Bu havalandırma alanı kamera ile sürekli olarak izleniyor. Müvekkilim, bu durumdan duyduğu rahatsızlık nedeni ile havalandırmaya çıkmak da istemiyor ve bu haktan yararlanamıyor” dedi.
Avşar, Yanık’ın, birden fazla kişiyle kalma hakkı bulunmasına rağmen; Menemen R Tipi Kapalı Cezaevinde kendisi ile aynı dosyadan yargılanmış bir tutuklu bulunmadığı için tek başına tutulduğunu ve sık sık baygınlık geçirdiği için yalnız kalıyor olmasının; izolasyonun getirdiği psikolojik zorluğun yanında bir risk de oluşturduğunu ifade etti. Avşar; ayrıca Yanık’ın, başka hasta tutukluların da kaldığı Menemen R Tipi Cezaevindeki hijyen koşullarının da yeterince iyi olmadığı dile getirdi.
“Tek başına yaşamını sürdürebilmesi imkânsız”
Eşi Şükriye Yanık’ın vermiş olduğu bilgiye göre Yanık, yalnız olduğu ve yürüyemediği için tuvalet ve banyo gibi kişisel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlanıyor. Yerinden kalkamadığı için hapishanedeki doktor tarafından acil durumlar için kendisine verilen ve bastığı zaman hastabakıcıyı çağırabileceği boynuna astığı bir buton var ancak çoğu zaman gelen hasta bakıcılar Yanık’ı yerde baygın halde buluyor. Şükriye Yanık, eşi Enver Yanık’ın bu koşullarda yaşamını tek başına sürdürebilmesinin imkânsız olduğunu dile getirerek Yanık ve diğer tüm hasta tutuklular için en acil şekilde özgürlük talebinde bulundu.
İnsan Hakları Derneği’nin (İHD) 28 Nisan 2025 tarihli raporuna göre Türkiye’deki hapishanelerde tespit edilebilen 161’i kadın ve 1251’i erkek olmak üzere en az 1412 hasta tutuklu bulunuyor. Hasta tutuklulardan 335’inin durumu ağır, 230’u tek başına yaşamını devam ettiremiyor ve 105’inin de desteğe ihtiyacı bulunuyor. 188 tutuklunun ise hastalıkları nedeniyle sürekli olarak kontrol edilmesi gerekiyor.
“Münferit vakalar değil, sistematik hale gelen hak ihlalleri”
Görüştüğümüz İHD İzmir Şubesi Hapishane Komisyonu eş sözcüsü Av. Nazlı Turan, İHD Raporunun bugün hapishanelerde binlerce insanın tedavi edilmeden, yetersiz koşullarda ve çoğu zaman insan onuruyla bağdaşmayan uygulamalara maruz bırakıldığını açık biçimde ortaya koyduğunu ve hasta tutukluların yaşadıklarının münferit vakalar değil, sistematik hale gelen hak ihlalleri olduğunu gösterdiğini söyledi.
Hasta tutukluların önemli bir kısmının hayatlarını tek başına dahi sürdüremediğini ve hapishane koşullarının da sağlık sorunlarını derinleştirdiğini ifade eden Turan, “Hasta mahpusların yaşadığı en temel sorunlardan biri sağlık hizmetine erişimdeki ciddi gecikmeler. Revirden hastaneye sevk süreçleri aylarca uzayabiliyor, randevular sürekli erteleniyor. Bu da geri dönüşü olmayan sağlık kayıplarına, kalıcı sakatlıklara yol açıyor. Yine mahpuslar, küçük, havasız ve hijyenik olmayan ring araçlarında taşınıyor. Yazın klimasız, kışın ısıtmasız, çoğu zaman saatlerce bekletilerek naklediliyorlar. Birçok hasta mahpus için bu doğrudan yaşam riski teşkil ediyor. Yine muayeneler sırasında kelepçeler açılmıyor, jandarma veya infaz koruma görevlileri muayene odasında bekliyor. Bu uygulamalarla da mahpusların mahremiyeti ve onuru sistematik biçimde zedeleniyor” dedi.
Hapishanelerdeki barınma koşullarının da hasta tutuklular açısından yine büyük bir risk faktörü oluşturduğunu, birçok hapishanede koğuşların yeterince havalandırılmadığını, ısıtmanın yetersiz hijyen koşullarının zayıf, temiz suya erişimin kısıtlı olduğunu aktaran Turan, “Maddi imkânı olmayanlar, sağlıksız suya mahkûm ediliyor. Kronik hastalığı olan mahpuslar için gerekli diyet yemekleri çoğu zaman sağlanmıyor. Nemli, dar, havalandırması sınırlı alanlar hem fiziksel hem psikolojik açıdan yıkıcı olabiliyor. Yalnız bırakılan, bayılma, hafıza kaybı veya hareket kısıtlılığı yaşayan bir kişinin kendi yaşamını sürdürmesi neredeyse imkânsız hale geliyor” dedi.
“Yaşam hakkı korunmalıdır”
Turan, “Bu noktada Enver Yanık’ın durumu çok çarpıcı bir örnek. Enver Yanık, Ulucanlar katliamını yaşamış ve katliam sonucunda AİHM kararı ile devlet ona tazminat ödemekle yükümlendirilmiştir. Şu an Menemen R Tipi Hapishanesinde kalan mahpus Wernicke Korsakoff sendromu ve hidrosefali hastası olup vücudunda kalan mermiler, uyluklarındaki platinler, kafa travması sonucu oluşan omurilikteki sıvı birikmeleri, sürekli bayılmalar ve yürüyemediği için tekerlekli sandalye kullanmasına rağmen hapishanede tutulmaya devam edilmektedir. Bu hem hukuki hem insani açıdan kabul edilemezken Enver Yanık ayrıca tek başına tutulmaktadır. Mevzuatta ağır hasta mahpuslar için infazın ertelenmesine imkân tanıyan hükümler bulunsa da pratikte bu düzenlemeler etkili biçimde işletilmiyor. Adli Tıp Kurumu çoğu zaman tek ve son merci haline getiriliyor; üniversite ve tam teşekküllü hastanelerin raporları yeterince dikkate alınmıyor. Yine toplum güvenliği kriteri geniş yorumlanarak ağır hastalar dahi hapishanede tutulmaya devam ediliyor” ifadelerini kullandı.
Uluslararası normların açık bir şekilde ifade ettiği üzere devletin, hapishanelerde bulunan herkesin sağlığını ve insan onurunu korumakla yükümlü olduğunu söyleyen Turan, “Bu bağlamda; sağlık hizmetine erişim hızlandırılmalı, kelepçeli muayene uygulamalarına son verilmeli, ring araçları yerine özellikle ağır hastalar için ambulans kullanılmalı. Tek kişilik hücre uygulamaları hasta mahpuslar bakımından kaldırılmalı; beslenme, hijyen, su ve havalandırma koşulları insan onuruna uygun hale getirilmelidir. En önemlisi, hapishanede tedavisi mümkün olmayan ağır hasta mahpusların infazları ivedilikle ertelenmeli ve yaşam hakları korunmalıdır” dedi.