SES Mersin Şubesinden bütçeye tepki: "Bütçe halkın değil şirketlerin ihtiyaçlarına göre hazırlanmış"
SES Mersin Şubesi, bütçenin halk sağlığını ve emekçileri değil şehir hastanelerini ve özel sektörü büyüttüğünü belirterek, “Bu bütçe sağlığı ticarileştiriyor, emekçiyi yoksullaştırıyor” dedi.
<a>
<a>
Mersin — SES Mersin Şubesi, 2026 yılı Sağlık Bakanlığı bütçe teklifine ilişkin açıklamasını Toros Devlet Hastanesi Poliklinik kapısı önünde yaptı. KESK yöneticileri ve kentteki demokrasi güçlerinin de katıldığı basın açıklamasını SES Mersin Şubesi Eş Başkanı Sevgi Başkavak okudu.
Başkavak, 2026 bütçesinin "mevcut sorunlara çözüm sunmadığını" vurgulayarak, halk sağlığını önceleyen bir yaklaşım yerine "sağlığın ticarileştirilmesini derinleştiren politikaların sürdüğünü" ifade etti. Sağlığın bir hak olduğunu belirten Başkavak, "Bu bütçe ne emekçilerin emeğini koruyor ne de halkın sağlık hakkını güvence altına alıyor" dedi.
"Sağlığa ayrılan pay gerçekçi ve yeterli değil"
Başkavak, AB-OECD ortalamalarının hâlâ uzağında kalan bütçe payının, 2026 teklifinde yüzde 7,2'ye çıkarılmasının "reel bir karşılığı olmadığını" belirterek, "Açıklanan rakamlar enflasyon karşısında eriyor; nitelikli sağlık hizmeti için ayrılmış gerçek bir kaynak yok" diye konuştu.
"Koruyucu sağlık hizmetleri ikinci planda"
2026 bütçesinde koruyucu sağlık hizmetlerine ayrılan payın sadece yüzde 28 olduğuna dikkat çeken Başkavak, bu durumun hem sağlık sistemini hem de emekçilerin iş yükünü olumsuz etkilediğini ifade etti. "Birinci basamağın güçlendirilmediği bir sistem hem hastaneleri kilitler hem de sağlıkta şiddeti artırır" dedi.
"Hekime müracaattaki artış sağlıkta dönüşümün sonucudur"
OECD ortalamalarının neredeyse iki katına çıkan müracaat sayılarını hatırlatan Başkavak, bunun etkili bir sağlık sisteminden değil "kışkırtılmış sağlık talebinden" kaynaklandığını söyledi: "Muayene süreleri 5 dakikaya düştü, randevu krizleri büyüyor. Sağlık emekçileri esnek, güvencesiz ve angarya çalışmaya zorlanıyor."
"Şehir hastaneleri kamuya yük olmaya devam ediyor"
Kamu-özel işbirliği modeliyle kurulan şehir hastanelerinin bütçedeki yükünün her yıl arttığını belirten Başkavak, "Bir yıllık şehir hastaneleri kullanım bedeliyle binlerce ASM yapılabilir, onlarca devlet hastanesi inşa edilebilir" dedi.
Sağlık alanında özel sektör payının büyüdüğünü, kamunun ise zayıflatıldığını kaydeden Başkavak, bunun nitelikli sağlık çalışanlarının yurtdışına göç etmesini tetikleyen önemli bir neden olduğunu ifade etti.
"Toplumsal hizmetler bütçede yok sayılıyor"
Kadın, çocuk, engelli ve dezavantajlı gruplara ayrılan payların yok denecek kadar düşük olduğunu söyleyen Başkavak, taleplerini şöyle sıraladı:
Sağlık bütçesinin payının en az yüzde 10'a çıkarılması, koruyucu sağlık hizmetlerinin payının yüzde 40'a yükseltilmesi,
Katılım payı, ilave ücret ve farkların kaldırılması, ilaçlara erişimin güvence altına alınması,
Şehir hastanelerinde KÖİ modelinin sonlandırılması ve kamusal sağlık yatırımlarının artırılması,
Güvencesiz istihdamın kaldırılması, tüm sağlık çalışanlarının kadrolu istihdama alınması,
Sağlıkta şiddeti önleyici yasal düzenlemeler için bağımsız bütçe oluşturulması,
Anadilde sağlık hizmeti için tıbbi tercüman kadroları açılması,
Toplumsal cinsiyete duyarlı sağlık hizmetlerinin güçlendirilmesi ve ücretsiz koruyucu yöntemlere erişim sağlanması,
Sağlık hizmetlerinin demokratik denetime açılması ve KHK'larla ihraç edilenlerin göreve iadesi.
Başkavak açıklamasını, "Sağlık hakkımız ve emeğimiz için mücadele etmeye devam edeceğiz" sözleriyle sonlandırdı.
“Emekçiye değil patronlara kaynak aktaran bu bütçeye hayır”
KESK genel sekreteri Sevgi Yılmaz ise, “2026 bütçesi bize şunu söylüyor; ‘ben şirketlerden yüzde 10 vergi alacağım’ ama hemen arkasından diyor ki ‘bunun yüzde 7’sini teşvik olarak geri vereceğim. Bize de diyor ki ‘sizden yüzde 80 vergi alacağım, daha çok KDV, ÖTV ödeyeceksiniz, maaşlarınızdan daha çok kesinti yapacağım.’ Dolayısıyla biz diyoruz ki bu bütçede zengine kaynak var, patrona teşvik var, emekçiye yoksulluk var, gençler, kadınlar, çocuklar, kreş, servis, sağlıklı beslenme yok. Ve buna razı olmamızı istiyorlar, hiçbir zaman razı olmadık. Bu dönemde bütün sendikaları, konfederasyonları, siyasi partileri, emek örgütlerini ses yükseltmeye, hakkımıza sahip çıkmaya çağırıyoruz. Halk düşmanı olan, demokrasiyi askıya alacak, emekçiye değil patronlara kaynak aktaran bu bütçeye hayır demeliyiz” diye konuştu.
(Evrensel)