Samed Dzl
banner
samed-dzl.bsky.social
Samed Dzl
@samed-dzl.bsky.social
Free Palestine! 🇵🇸
Reposted by Samed Dzl
🗞️Gazze’de soykırım ve açlık, ticarette 5 kat artış

Filistin’de soykırım ile milyar dolarlık ihracat aynı dönemde gerçekleşti! AKP iktidarının ‘İsrail’e ihracatın durdurulduğunu’ açıklamasının hemen ardından gelen günlerde Filistin’e olan ihracat adeta patladı.

Katliam ve açlıkla geçen 16 ayda,…
May 29, 2025 at 9:19 PM
Reposted by Samed Dzl
From our partners at Palestinian Youth Movement

🇵🇸ANTI-GENOCIDE PLEDGE:
May 29, 2025 at 7:53 PM
Reposted by Samed Dzl
Sırrı Süreyya Önder hayatını kaybetti

Sırrı Süreyya Önder'in 19 gündür yoğun bakımda tedavi gördüğü İstanbul Florence Nightingale Hastanesi, Önder'in bugün saat 16.10'da yaşamını yitirdiğini duyurdu.

bianet.org/haber/sirri-...
Sırrı Süreyya Önder hayatını kaybetti
Sırrı Süreyya Önder'in 19 gündür yoğun bakımda tedavi gördüğü İstanbul Florence Nightingale Hastanesi, Önder'in bugün saat 16.10'da yaşamını yitirdiğini duyurdu.
bianet.org
May 3, 2025 at 1:42 PM
Reposted by Samed Dzl
“Sonra tıpkı 2018'de, bir yıllık tutukluluğunun bitişinin iki gün sonrasında hakkında yeniden yakalama kararı çıkarılışında olduğu gibi, bir kez daha hapsedildi Kozağaçlı. Mümkün mü ‘tutsak’ demek Kozağaçlı’ya? Selçuk Kozağaçlı özgürdür,… https://www.evrensel...
Selçuk Kozağaçlı özgürdür!
Sevindiren haberi Çağdaş Hukukçular Derneğinin (ÇHD) sosyal medya hesabından, Kozağaçlı’nın fotoğrafıyla paylaşılan “Onursal başkanımız Av. Selçuk Kozağaçlı tahliye olmuştur!” notundan öğrenmiştik. Selçuk Kozağaçlı 16 Nisan akşamı bir roman sayfasından çıkar gibi katılmıştı aramıza. Sonradan öğrendiğimize göre kimseye haber verilmeden tahliye edilip öylece bırakılmış, Marmara Cezaevinin çıkışında 19 Mart operasyonlarında tutuklandıktan sonra serbest bırakılan gençlerin yakınları ve avukatlarıyla karşılaşmıştı. Karşılaşanlardan biri sosyal medyada “Bugün tahliye olacak arkadaşlarımızı almak için gittik. Bir anda Selçuk hocayı dışarıda gördük, inanılmaz bir andı” notunu düştü. Bu müthiş tesadüf sırasında cezaevinin önünde bekleyenler Kozağaçlı’ya çiçek vermiş, Kozağaçlı onlara şöyle seslenmişti: “Herkese merhaba. Ben biraz sürpriz bir tahliye oldum. Ama dışarıda beni daha büyük bir sürpriz bekliyordu. Bugün tabii ki tek tahliye ben değilim, başka tahliyeler de var. Şimdi hep beraber bekliyoruz gençleri. Onları da alınca buradan ayrılacağız. 8.5 sene doldu benim bugün. Hapishane kendisine saygısı olan insanların korkması gereken bir şey değil. Kendinize inandığınız sürece, mücadelenize inandığınız sürece hapishane bu yolun üzerinde duruyor. Girilir, çıkılır. Önemli olan kendimize saygımızı, birbirimize sevgimizi kaybetmemek. Mücadele ediyoruz. Bu şekilde hayatlarımızın elimizden alınmasına izin veremeyiz. Bu şekilde bu kadar kötü yönetilen bir ülkeye izin veremeyiz. O yüzden mücadele ediyoruz. Bunun içerisinde eğer hapishane varsa endişe etmeyin. Hapishaneye bir çıkıyorsunuz. Çıkınca gayet neşeli kalabalıklarla karşılaşıyorsunuz. Mücadele etmek önemli, güzel. Umarım daha uzun, daha çok konuşuruz. Teşekkür ediyoruz.” Zıpkın misali enerjisi ve zarif mütevazılığıyla sarıvermişti tesadüfen orada olan ama önceden tanımadığı genç yoldaşlarını. Kısa görüntü ve fotoğraflardan yansıyan gülümseyişler, keşke orada olabilseydim dedirtip, kıskandırmıştı hepimizi. *** Sonra tıpkı 2018’de, bir yıllık tutukluluğunun bitişinin iki gün sonrasında hakkında yeniden yakalama kararı çıkarılışında olduğu gibi, ertesi gün bir kez daha hapsedildi Kozağaçlı. Savcılığın itiraz başvurusunda; “Gözlemlenen tutum ve davranış değişikliği ile gelişim motivasyonunun düşük olduğu… kişinin terör örgütü üyeliğinden ayrıldığına dair somut bir beyanı veya davranışının kurumca tespit edilemediği… kişinin salıverilmesi sonrası toplumla bütünleşme süreci ve gelecek motivasyonu hakkında olumlu bir kanaat oluşmadığı, topluma ve mağdura zarar verme riski konusunda anlaşılır, samimi ve olumlu bir kanaat oluşamadığı” gerekçeleri ileri sürülmüştü. Bu satırların yazarı dahil olmak üzere yeniden hapsedilmesine canı çok sıkılanlara Kozağaçlı yazdığı mektupla hep yaptığı gibi moral ve devrimci enerji aktardı: “Beni hapishane kapısında bulup çiçeklerini, coşkularını, arkadaşlıklarını ve hatta kendi tahliyelerinin sevincini paylaşarak hızla yeniden mücadeleye çağıranlar: Merhaba! İstiklâl Caddesi’ni, İstanbul Barosunu, salonları, merdivenleri birer karşılama ve kucaklaşma mekânına dönüştürerek bana avukatın, stajyerin, hukuk öğrencisinin nasıl bir güç ve güzellik taşıdığını hatırlatanlar: Merhaba! Telefon ederek, sosyal medya hesaplarından, televizyon ekranından, yolda durdurup sarılarak “Hoş Geldin!” diyenler: Merhaba! Sevgili dostlar, meslektaşlar, yoldaşlar; sağ olun. Sonu nasıl gelirse gelsin, yaşamımdaki en güzel günlerden biriydi, umut ve inançla doldum.” Aslında yeni değildi bu devrim koşucusu hali. Mahpusluğunun ilk yıl dönümünde yazdığı mektupla da cesaret ve umut saçmıştı odalarımıza: “Tam üç yüz altmış beş gündür tek kişilik hücredeyim. Boyu üç metre yetmiş beş santim, eni üç metre yirmi beş. “Belki saymayı mutsuzluk bulmuştur, mutsuzlar hep sayar” demiş Didem Madak “Karınca Kumu”nda; ama ben mutsuz değilim. Faşizm kişisel bir sorun, can sıkıntısı, fiziksel acı yahut duygusal ıstırap değil. Bunların hepsine yol açabilse dahi o özünde son derece nesnel bir baş belası. Birimize değil hepimize; “Gel dövüşeceğiz!” diye edepsizce sırıtan bir kabadayı. Benimkisi çağrıldığında gitmekten ibaret. “Gitmeyiver sen de çağırdığında, otur evinde, gidip dayağı yiyeceğine…” diyorsanız; kapalı perdeler arkasından çıkılamayan mekânların sözde güvenli melankolisine değil, açık havanın tehditkâr romantizmine ihtiyacımız var, derim. Zaten saklanamazsanız, neredeyseniz oraya gelir bir süre sonra. Yani romantiğiz evet ama mutsuz değiliz.” *** Mümkün mü ‘tutsak’ demek Kozağaçlı’ya? Selçuk Kozağaçlı özgürdür, hep öyleydi.
www.evrensel.net
April 27, 2025 at 3:07 PM
Reposted by Samed Dzl
Reposted by Samed Dzl
Cuban revolutionary and founder of the Federation of Cuban Women Vilma Espín was born in Santiago De Cuba on this day in 1930.
April 7, 2025 at 6:59 AM
Reposted by Samed Dzl
2025 Bahar Direnişleri: Nereden nereye?
🔗 sendika.org/2025/03/2025...
Gezi ve 2025 Mart Direnişi arasındaki süreklilik ve süreksizlikleri yazdım, bir haftalık direnişin temel özelliklerini tespit etmeye çalıştım.
2025 Bahar Direnişleri: Nereden nereye?
İlkay Akkaya’nın bu günlerde meydanları sarsan şarkısı Kurtuluş Yok Tek Başına, “Zulmün sermayesi, mazlum bedeni” sözleriyle başlıyor. Önümüzdeki sürece dair gerçekleşeceğinden kuşku duymayacağımız te...
sendika.org
March 26, 2025 at 6:46 PM
“Bu hareket, sadece iktidarı tehdit etmekle kalmıyor, muhalefeti de artık sahici bir sorumluluk almaya zorluyor.”
March 21, 2025 at 10:00 PM
Reposted by Samed Dzl
Bir depo işçisinin günü nasıl geçer? Bu soru tuhaf geliyor kulağıma; işçi değil, insan değil de programlanmış bir robot gibi hissediyorum kendimi.
Bir depo işçisinin günü nasıl geçer?
Bir depo işçisinin günü nasıl geçer? Bu soru tuhaf geliyor kulağıma; işçi değil, insan değil de programlanmış bir robot gibi hissediyorum kendimi. Kendini tekrar eden günler, uzun çalışma saatleri,…
vesaire.org
February 7, 2025 at 9:36 AM
Reposted by Samed Dzl
Irkçılıkla mücadele insanların ırkçı önyargılardan vazgeçmesi ya da nefret söylemlerine başvurmaması için eğitilmesi gibi bir yaklaşıma indirgenemez. Irkçılık, ırkçılığı mümkün kılan toplumsal ve iktisadi yapıların dönüştürülmesi, ortadan kaldırılmasıyla altedilebilir
birartibir.org/sosyalistler...
Sosyalistlerin büyük sınavı: Irkçılıkla mücadele
Türkiye’de ırkçılığın yapısal bir sorun değil, zaman zaman ortaya çıkıp sönümlenen önemsiz bir sapma olduğu, dolayısıyla başlı başına bir siyasal mücadele konusu yapılması gerekmediği yaygın bir görüş...
birartibir.org
December 14, 2024 at 10:22 AM
Reposted by Samed Dzl
Türkiye'de ırkçılık meselesinin, ırkçılık karşıtı mücadelenin, farklı ırksallaştırma rejimlerinin etkilerinin düşünsel ve politik olarak kapladığı yer üzerine @fotibenlisoy.bsky.social ile birlikte düşünmeye çalıştık. Umarım yeni düşüncelere kapı aralar👇🏽

birartibir.org/sosyalistler...
Sosyalistlerin büyük sınavı: Irkçılıkla mücadele
Türkiye’de ırkçılığın yapısal bir sorun değil, zaman zaman ortaya çıkıp sönümlenen önemsiz bir sapma olduğu, dolayısıyla başlı başına bir siyasal mücadele konusu yapılması gerekmediği yaygın bir görüş...
birartibir.org
December 14, 2024 at 11:35 AM